...ncelemeye başlamıştım. Üzerinde ilmekleri kaçmış, rengi solmuş bir hırka vardı çocuğun. Basma eteğinin altına giydiği pijama beni çocukluğuma alıp götürmüştü. Üzerinde taşıdığı her şey kim bilir kaçıncıya el değiştirmişti, ayak...
“giy” sözcüğü
4 yazıda 4 geçiş bulundu.
giy, giydi, giydik, giydikleri, giydiler, giydim, giydin, giydirdi... eşleşmeleri dahil edildi.
...eye bir aptal gibi sevindiğime, Bazen de neşeyle el çırpıp etrafta koşturduğuma. Ya da o küçük beyaz elbiseyi giyip gülücükler saçtığıma. Bu saatten sonrası da kalmadı zaten. Anlatamadığım çok şey var aslında sana. Biliyorum...
...neş. Öğle saatlerinde bir bulutun ardından çıkacak gibi olmuş birkaç dakika sonra da kaybolmuştu. Ertesi güne giyeceklerini ütüleyip hazır etmiş, kızının okul eşyalarını düzenlemişti. Sofrayı hazırlarken açık camdan kızının sesini du...
...enim o çocukla bir alıp veremediğim yok kızım. Derdim sensin. Allah nasip ederse yaza kalmadan ak gelinliğini giyip yüzünün akıyla dünya evine gireceksin.” Kızının saçlarını şakacıktan çekiştirdi. “Ama bu iş burada bitti söz...
...siniz. Düşünceleri ayrı bir tarafta inceleyeceğimiz için, şimdilik insanların dış görünümlerine (yüz hatları, giyim tarzı, konuşma şekli, saç yoğunluğu , göz rengi vb.) odaklanacağız. Röntgenci olduğumuzdan değil; “Doğa Kitab...
...nnemden en az on yaş büyüktü. Bir de kızı vardı üstelik. Ama ablaydı yani! Geceliğe benzeyen askılı elbiseler giyer, saçlarını hep kısa kestirir ama manikürsüz, ojesiz gezmezdi. Kendisinden önce kokusu gelirdi kapının önüne....
...bağı. Sanki ben de çok hevesliyim sokağa çıkmaya, hele ki seninle. Tuzlayayım da kokma. Görmüyor musun ki bol giysilerin içine saklanıyorum. Millet daracık taytlarla ortalıkta fink atarken ben neredeyse çarşafın içine gireceğim. Y...
...her birinin boyu 7-8 metreye varan insan siluetinde varlıklar çıkıyor, 15-17 kişi kadar varlar ve üzerlerinde giyindikleri/kuşandıkları şeylerin de alışık olmadığımız türden silahlar olabileceği tahmin ediliyor. Bu varlıklar gemiden...
...karakteristik çizgiler oluşmuş. Üzerindeki her şey öylece kadınla birlikte yavaşça yaşlanmış gibi. Yıllanmış giysilerini zarafetle taşıyan o kadın, tüm yolculuk boyunca başlı başına anıtsal bir abide gibi oturmuştu karşında. Hatır...
...iştim. Boğazımda bir yumru… Belki bahçeye çıksak kendimi zorlayıp biraz konuşabilirdim. Ayakkabımı titizlikle giydirdi. Kol kola üç basamağı indik. Dilim çözülüvermişti: “Seni ayrı bir severdi,” dedim. “Biliyorum,” dedi. Gözleri...