...luğunu en ağır şekilde belki o zaman anladım. Bir şey; doğrulup küçük adımlarıyla banyoma giren ve elbisesini giyinirken buz camdan gölgesini izlediğim kadın, yani sen. Bir elin her defasında olmak kaydıyla girip çıkıp bir şeyler...
“giy” sözcüğü
4 yazıda 4 geçiş bulundu.
giy, giydi, giydik, giydikleri, giydiler, giydim, giydin, giydirdi... eşleşmeleri dahil edildi.
...duğunu gördü; arkadaşları uyanmıştı. İki odayı ayıran camdan baktı ve kızları gördü, güldüler. Perdeyi çekti, giysilerini çıkaracaktı. Aynanın karşısına geçti. Saçlarını düzeltmek için aynaya çevirdi bakışlarını, kendisini göremedi...
...içine baktı ve şefkatli bir ses tonu ile “Biraz sabırlı ol yavrucuğum.” dedi. Birkaç saat sonra aynı şekilde giyinmiş iki adamın kolları arasında birisi geldi ve içeriye girerek salondaki başköşeye önceki konuğumuzun yerine kur...
...ayakların için pembe patik aldım sana. O kadar mutluydum ki olumsuz hiçbir şeye yer yoktu içimde. Yavaş yavaş giysilerini almaya başladım, battaniyen, beşiğin, odan derken altıncı aya girmiştin. İçimde hareket ediyordun, çikolata y...
...tmekti çünkü. Özledim yerine “müsait ol, konuşacağız” tribi atmaktı. Seviyorum denmezdi her daim. Çünkü “sıkı giyin”, “akşama geç kalma” vardı. Yine bir akşamüzeri sahil boyunca el ele yürümeler. Hem de yağan yağmura aldırmad...
...Bir martının göğe yükselmeden az önceki hafifliği geziniyor çıtkırıldım kollarında ve ayaklarında. Kıpkırmızı giyinmemişsin de sanki kırmızı ruhuna dolanmış, kalbine dokunmuş ve içinin odalarına dolmuş. Pencerenden bir Ankara sokulmu...
...Heyecandan kalbi duracak gibi atıyordu. Sonunda onun yüzünü görecekti. Dolabından çıkarttığı beyaz elbisesini giyerek parkın yolunu tutmuştu. Ama ne o gün ne de başka bir gün gizemli sevgilisini hiç görememişti. Sonra da babası...
Sonra diyorum ‘yaşamak’ çok beden fazla geliyor bize. Daha çokça seneler giyelim diye, hep büyük almayı öğrettiler her şeyi. Yanlıştı… Kaç beden büyük diktirdik ruhlarımızı kendimize, kendimizi yaşama? Bilmiyorum. İçine zor sığ...
Giydirir gibi anıları Endam biçebilseydik gün doğumuna Geri getirebilirdik dünü Rüyalardaki gibi Borç yazdırabilseydik loş ışıklara Takvimler aç bırakılmış ejderha sanki Kehanetlere inanamazdım oysa Yazan: Taner Yıldız
...ı alacaklı çalıyor kapımı. Ben diyor, biraz ecel biraz da ölü doğumluyum. Kelimelerimi örtüyor tanrının etime giydirdiği bu kavruk deri. Kelimelerden ibarettim ben, asma bahçelerinde yanık birer ağıt, mezar taşlarında yarım kafiye...