...avanına her cepheden resimler çekti ve büyük kapıdan rıhtıma çıktı. Yağmur aynı iştahla yağmaya devam ederken gök gürültüsüne vapur düdükleri eşlik ediyordu. Merdivenleri inip koşarak kafenin şemsiyelerinden birinin altına...
“gök” sözcüğü
56 yazıda 75 geçiş bulundu.
gök, gökalp, gökay, gökaydan, gökberk, gökbilimci, gökbilimcisi, gökbilimde... eşleşmeleri dahil edildi.
...bu şehirlerde söylesene bebeğim bir ben miyim deli? ölünün portresinden bakıyorum dünyaya. kurumuş kalmış bir gökyüzü orada, işte ganymade işte europa. ölümün eliyle çizilen ölü bir portre portrenin ölüsü veya ölümün portresi....
...nin bize sunduğu iyiliğe hayran gözle bakmayı bilmeyen memnuniyetsizler sürüsü hep. Başını göğe kaldırdığında gökyüzü orada duruyor ve ayakların toprağa keskin bir direnişle basıyorsa, bu insan için büyük bir şanstır diye düşün...
...zen nefes alamayacak gibi oluyorum. Üstelik kapağım açık olduğu hâlde. Siz fark etmiyorsunuz ama bizim de bir gökyüzümüz var. Tüm bunlar olurken bir gün başka bir banda götürüldüm. Üstümü bir tutkalla kapladılar, sırtıma ve yüzüme...
Sakinliğimi çalanlar beni deli olmakla suçluyor Kahlo haklı sevgilim Protez yürek taksan belki tekrar atar kalbim Mart menekşeleri, böğürtlen kışı bana iyi gelmiyor artık Vanya’dayım pastoral senfoni veriyor mutsuzluğum
Derinden derinden, Usulca, kırmadan gökyüzünü, Yerleşiyorum, yıldızların altına. Bir tutam ay ışığında. Parlıyor, yapma sokak lambaları Geçen arabaları saymak basit. Beni zorlayan şu gece Gecenin çıkmaz karanlığı. Oturup seyrediy...
İnsanlar çıldırmış olmalı diye geçiyor hep içimden Böylesi büyük bir gürültüde nasıl sessiz kalınır Gökyüzü alabildiğine aydınlıkken Hangi zihin gözünü sadece karanlığa açabilir Ve buldum sonunda düş bozumu bunun adı Kırık dökü...
...omanlar ve çalışmalar, kadın kimliğinin üzerini örtmemiştir. Adıvar’ın edebiyat kimliği 1910’lu yıllarda Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu gibi isimlerle Türk Ocağı’nda çalışmaya başladıktan sonra ikinci dönemine başl...
...r adımda yıkıldım doğru Kaç yıl geçmeli bir günahın üzerinden. Pusulam bozuk, neresi batı neresi doğu Kabardı gök, etim sıyrıldı kemikten. Çökmüş bir alacakaranlığın ucunda Beklemek ne kadar elem doldurur? Çok uzak, çok uza...
...akıp bir kez daha acıdı. Köyünü terk etmek zorunda bırakılan o eller, ekmek parası uğruna şehirlerde yükselen gökdelen inşaatlarına esir edilmiş nasırlı ellerdi. Belki de karaların kendilerine yetmediğini bahane edenlerin, getir...