...elinde tuttuğu bardağın bile üşümesiydi. Şimdi bak havalar soğuk diyorum bana gülüyorsunuz desem eminim yine gülerler boşver dedim sesimi çıkartmadım. Tanıdım memedi. İnce memedi. Hala düşünceli hala mahzun. “N’oldu be memed” d...
“güle” sözcüğü
12 yazıda 18 geçiş bulundu.
güle, gülebilen, gülebilmek, gülecek, güleceklerdi, gülecekmiş, gülecekti, güleceğiniz... eşleşmeleri dahil edildi.
...Dedem yoktu ben sövdüm. Ama yine güldüm. Gözlerimin içinden su damlaları düşerken Bir beyaz camın içindekiler gülerken Ben önce ağladım, sonra da güldüm. Zaman yüce imiş, bugünler de biter dediler İçimi açtım koca bi fermuar var...
...iz'i çocukluğundan beri değişmemiş kıvırcık saçlarından tanımıştı kuzen. Öyle söylemişti ve bu lafla Deniz'in gülen yüzünden bir bulut geçirmişti sanki, anlamadığım için o an önemsemedim de. Kuzen, ne çocukluk, ne ilk gençli...
...akiler ise, aradan geçen yüzyılların değiştiremediği asıl şeyi akıllarından çıkarmış olacaklar ki durmaksızın gülen suratlarıyla habire fotoğraf çektirmekteydiler. Birkaç dakikalık mesafe uzaklıktaki otobüs ve metro durağında...
...ecali yoktu. Yarı açık gözleriyle Abdülkadir Efendi'ye manasız bakarken, onun ardında duran İdris'in müstehzi gülen yüzünü gördü. Yaşadığı rezillik sözlerle anlatılacak cinsten değildi. Anlaşılan, rezilliğinin henüz vadesi de...
...erini, sıktıklarını, acıttıklarını anlatırdı... Nuri’nin sesini duymaya alışkın olmayan kuşlar; Artin konuşur gülerken yarışırcasına ötüşürken, Nuri konuştuğunda belki de anlattıklarının ses tonuna yansıyan dehşetinden, acısında...
...t. Çamaşırlarını başka bir kadının çamaşırlarıyla yıkayan Rıfat. Senin kokun da artık eskiye ait gibi, Rıfat. Güle güle, Rıfat. Bir zeytin ağacı bile değilsin. Rıfat. Sayı: 62 Görsel: Midjourney / umudunu yitirmiş yalnız bir...
...eştirmeyi teklif ettiğinde Nilgün’ün tüyleri diken diken olunca gemiyle ilgili tüm korkularını anlattı. Ahmet gülerek sarıldı ona. Hiç öyle bir şey olur muydu? Buzdağı mı çıkacaktı karşılarına yoksa. Hem birinci kaptan mesleğin...
...siksiz biçimde yapabileceğini biliyordum. Bilmediğim şeyi sordum ben de. “Sen bir ‘Hoşça kal’ sın. Bense bir ‘Güle güle.’ Devamlı gitmek zorunda olmayı içime sindiremedim hiç. Peki ya sen? Bir çırpıda söylendiği kadar hoşça...
Bazen bakımsız bir mavi gibi doludizgin Heyecanlı gözlerin ne güzel gülerdi Selver Saçlarında bir kuğu gezerdi, rüzgârlar dingin Her akşam boğardı beni o huzursuz eller Her an düşerdin aklıma keskin bir bıçak gibi Ne çok konuşu...