...turmacayı bırak. Hediyelerine karşılık aramayı bırak. Çok şey olmayı bırak. Dudaklarından süzülen her cümleyi havaya bırak. Takvimlere bin bir çeşit program yazmayı bırak. Yağmurun altında saçlarını açık bırak. Susmayı bırak....
“hava” sözcüğü
139 yazıda 202 geçiş bulundu.
hava, havaalanı, havada, havadadır, havadaki, havadan, havadar, havadardı... eşleşmeleri dahil edildi.
...ğlı olarak birer odaymış gibi kullanılırdı. Kubbelerin ortası açık bırakılırdı. Bu açıklık hem içerideki kötü havayı, dumanı dışarı çıkarmak hem de içeriyi aydınlatmak içindir. Harran evleri balıkçıl sıva ile içten ve dıştan s...
Hava soğuk. Bunun tercümesi: kızarmakta burunlar. En saf hâli sergilenir insanlığın, Sağ ol Doğa Ana! Bir gün daha uyanmaya mecali yok güneşin. Yine peteklerin yanı dolu, Ağrılar peşin. Dumanlar yüze vurur, kalemler elde bes...
...ve odaların her birinde divanlar ve cam önlerinde kanaviçe örtülü sedirler var. Sedirler ne kadar da hoş bir hava katıyor evlere; gösterişsiz ve sade... En çok da camdan dışarıyı izleme olanağı verdikleri için hoşuma gidiyo...
...mı meyvesidir? Yalnızlık tohumları güz mevsiminde ekilir, ilkyaz gelip de hastalıklı bir güzelliğe sahip olan hava ile karşılaştığımızda geçmiş günleri anmak için uzaklara gidiyor oluruz. Böylece kendimize rehber edindiğimiz...
...en, telaşından uzak, evinde güzel bir kahvaltı yapma hayaliyle uyandığım bir pazar sabahıydı. Aylardan şubat. Hava, günlerdir buz kesiyor. Öyle soğuk yani… Nihayet beklenen kar, bu sabah yeryüzüne nazlı bir gelin gibi salına...
...tlendirilmiş ve mavi çinilerle süslenmiş tarihi bir kapıdan girilmektedir. Kapısından girişte sizi mistik bir havayla karşılıyor. Hanın içinden Orhan Camii’ne açılan ayrı bir kapı daha bulunmaktadır. Doğusunda ikinci bir avlusu...
...cektim. Geçimsiz biriydi. Huysuz. Aksi. Her kafası bozuk olduğunda iteklenmekten yılmıştım. Durumu kabullenip havalar ısınana kadar pısırık, sessiz ve tepkisiz bir vaziyette günlerimi tüketmem benim için hayırlı olacaktı. Mevsi...
Onunla henüz karşılaşmamıştım. Hava öyle sıcaktı ki, taşlardan yükselen buğular her şeyi bulanıklaştırıyordu. Hangi ota bassam, güneşin kurutmuşluğu ile çıtırdıyordu ayaklarımın altında. Belki de onları ezdiğim için mutluydu...
...yavaş yavaş ilerliyorlar. Yüzünde kurumaya yüz tutmuş yaraları sarmalıyor - yağmurlu, rüzgârlı ve telaşlı bir havada dalgalanan kara çarşaf misali uzun saçları. Yeşil gözlerinden akan damlalar, kırmızı yanaklarından kayıp gerd...