...inhar aldırmaz Hem derd sensin devanı özge canda arama Zünnar kuşandın ki o beden penagâh bulmaz Bikes haline içtiğin mey de çare olmaz Hal-i pür perişansın etrafında durulmaz Hem derd sensin devanı özge canda arama Avn-ı hüdad...
“iç” sözcüğü
190 yazıda 248 geçiş bulundu.
iç, içe, içebildiği, içebildiğim, içebildiğinde, içebileceği, içebilirdi, içebilirdim... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ne demeli? İnanmak… İnanmaya araç olmak… Zeytin de çekirdeğini böyle bir amaç için sundu. Kimi zaman tencere içine atıldı, kimi zaman tespih oldu ellere… Dile gelecek olsa şu zeytin ağacı, sanır mısın seni kovalayacak? Payla...
...iyor musun sözümü ısrarla? Beklemeye devam edecek misin? Gel... Hiçkimse bilmeden gelmelisin Sisli sabahların içinden Kendini göstermeden, sessiz ve sakin Yıpranmış sayfaların anlattığı hikayelerdeki gibi Sevginin doğduğu yerde...
...kat Andrew'un da bazı karanlık sırları vardır. Andrew yolculukları esnasında Camryn'e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew'un ondan gizledi...
...sıkıntı ve dertlerini beyazperdeye ne de güzel yansıtmış. Köyünden kopup gelmiş, kendisini kısıtlı olanaklar içerisinde eğitmeye çalışmış, fotoğrafçılık meraklısı Cemal, Cihan Ercan'ın dışında ve ondan daha başarılı bir biçimde s...
...baları Çınlasın kulakları Haşim'in Aşinayız melale Ben ve kalemim... Çıkıp yürüsem ayı resmetmiş denize doğru İçim Orta Çağ'dan kalma karanlıktır desem Bilirim Şehrin ışıkları göğün lambaları ve ayın ışığı Aydınlatamaz yalın...
...koşuşum; "Gökteki beyaz bulutlar hareket ediyorlar anne!" Çocukluğum... Banyodaki çinko leğendi benim dünyam. İçerisine doldurduğum su ise okyanuslar; bir yakası pasifik, diğeri atlantik. Tahta takunyalardı kalyonlarım. Üzerlerin...
...da Gün doğarken gel Gelişin, yeni bir gün zaten. Kahvaltı sofralarında Bir bardak çay gibiyiz; Dolduruyorsun içimi sıcaklığınla Kavrıyorum seni her anlamda. İkide bir Bir burun uzağımdasın sevgilim.
...it zaman dursun isterken Kırk sekiz saat sayıyorum Masada ellerin ve çay bardakların Bir buçuk şekerli çaylar içiyoruz Anılarımızı terminallere uğurluyoruz Veda etme sakın bana vedaları sevmiyorum Çabuk sabah olmasın diye uykusu...
Çekim: Elif Alper Tek engel özgür olamayışımızmış gibi, hep bir özlem içindeyiz şu kuşlara. Bakıp da her şeyi bir kenara bırakınca; özlemimizin "bilinmezlere" olduğunu bulabildim. Sorun bilinmezdeydi, bilinmezlikler de özgürlükte...