...uz ve bitiyor! Ya da ilerideki ağacın dalındaki bülbülü farz edin; ruhunuzu kutsayacak ve kendinden geçirecek kadar derin, anlamlı olan şu sesiyle sizin için birkaç dakika şakıyacak, peki ya sonra? Evet, size başlamadan duygu...
“kadar” sözcüğü
978 yazıda 3.204 geçiş bulundu.
kadar, kadara, kadarcasına, kadarcık, kadarda, kadardı, kadardır, kadarki... eşleşmeleri dahil edildi.
...en başlayan zarif koşucu kasları, belindeki kıvrımlara tezat, sivri omuz uçları. Benimkilerin ancak üçte biri kadar, dik ve genç memeler. "İsterim" diyorum olağan bir gündeymişiz gibi. Gülümsüyor, sıcak. Mutfağa gitmeden, ken...
...şeyler. İki kocaman albüm ve bir poşet dolusu fotoğrafın ortasında babamla baş başayım. Uzun favorileriyle ne kadar yakışıklıymış. İspanyol paça pantolon, dik yakalı gömleklerle üniversite yıllarına ait ne çok anısını dondurm...
...de hafif horluyordur herhalde. Aklınızda şüphe de kalmasın, çikolatalı kurabiyeleri de herhangi bir büyükanne kadar iyi yapardı. Fakat küçükken kardeşlerini de annesini de hiç sevmezmiş, beş çocuktan en büyüğü olmasına rağmen...
...ma. Öyle sebepsiz, aniden, durduk yere. Sahi ne zamandır uğramıyorum sana. Farkında mısın bilmem; ne zaman bu kadar uzak kalsam bir şeylerden, hayattan, kendimden, aynalardan, düşüncelerden, ilk sana yazıyorum. Uzun zamandır...
.... On dakika olmuştu ama hâlâ sessizlik hakimdi odaya. Gemi maketinin dili olsa isyan eder konuşurdu bu zamana kadar ama bu adamlardan tek bir ses çıkmıyordu. Sonunda kapıdan içeri bir kurtarıcı girmişti. Normal zamanlarında s...
...üyük zevki, her molada, anlaşmalı tesislerde kendisine ücretsiz verilen yemeğin üstüne dumanını her hücresine kadar çektiği kaçak sigarasıydı. Bir de tek hayali; ehliyeti alıp da artık muavin değil kaptan olmaktı. Evet, evet...
...kak bir kadın gibi tüketmişti düşlerini. Binlerce kar tanesinin arasında gizlenen kan, saçlarının içine akana kadar. Önce, yarım kalmıştı karın altında, sonra bir gemiye binmiş, çok uzaklardan bir misafir taşımıştı bıçak kesi...
...iyor…” Öyle bir yürüyor ki dağlar yol olmak ister. Öyle bir koku saçıyor ki çiçekler bilse utanır. Tam dibime kadar geldi. Yüzünde hiç davet yok. Üstten üstten süzdü usulca. Sinan’ın tuttuğu şapkaya para atıp gitti. “Bırak kı...
...iki ay, beş yıl? Hayır, yüzyıllardır burada olmalıyım. Yoksa nasıl açıklanır; havasına, suyuna, toprağına bu kadar çok karışmam? Nasıl açıklanır küçücük çocukların ağız kenarlarına biriken ucuz ve boyalı şeker kalıntılarında...