...ece bana. Gözlerimi çeviriyorum ama biliyorum, bana bakıyor. Hayır, atamam evden. Kesin. Ama evime de alamam. Kalkıp çamaşırları asıyorum. Ne yapacaksa yapsın babam! Halısını da siler çıkarım. Benden bu kadar! Akşam babam arad...
“kalk” sözcüğü
28 yazıda 38 geçiş bulundu.
kalk, kalka, kalkabildik, kalkabildiklerini, kalkabildiğimizdir, kalkabileceği, kalkabilen, kalkabilirim... eşleşmeleri dahil edildi.
...alla süslemek gelmişti içinden. Biraz daha oyalanırsa bu düşünceden vazgeçerim korkusuyla yatağından fırlayıp kalktı. Kahvaltıyı oldum olası severdi. Fakat geceleri bir türlü erken yatamadığı için uykusunu alamıyor, sabah da k...
...ik balkonuna çıkacaktı çiçeklerini sulamaya. Çay suyunu koyup mutfak masasına kahvaltılıkları dizecekti. Kızı kalkacaktı sonra, ıslak günaydın öpücükleri konacaktı gülümseyen yanaklarına. Belki tost, belki yumurtalı ekmek yapacakt...
...beyazlığa boyamıştı. Kar temizliktir, derdi rahmetli ninesi. Ortalıkta ne pislik varsa siler süpürür de öyle kalkar topraktan. Dudaklarını pıtırdatarak ninesine Fatiha gönderdi. İyi olacak her şey. Güzel olacak. Kar bütün kem...
...Han gülmekten yorgun düşüyorlar artık. Küçük bir sessizliğin ardından akıllarına aynı anda gelmiş gibi ayağa kalkıp omuzlarını birleştiriyorlar, çocukluklarında olduğu gibi. Yine aynı boydalar. O zamanlarda da böyle yaparla...
...evrilip duran sandalyelere takılıyor gözlerim. Başım çatlayacak gibi ağrıdan. “Hadi abim. İyi oldun mu biraz? Kalk da seni evine bırakayım.”“Neden yardım ediyorsun ki bana? Atsaydın beni keşke karanlığa. Alışkın değilim seni...
...nradan kara tuğla ile acemice örülen ocaklık, ben bu eve ait değilim der gibi sırıtıyordu. Her sabah erkenden kalkar, ocaktaki külü karıştırıp geceden getirdiği çalı ile ateşi tekrardan harlardı. Ocağın üstünde gün boyu kaynay...
...ağarttı. Nevri dönmüştü birden. “Çek ulan şu ellerini orandan. Irzı kırık seni. Önce büyüğünün yanında oturup kalkmasını öğren de sonra Alman saati iste. Yiğidim, gavurun memleketinde ekmek parası için el etek öperken, sen burada...
...du. Kesilmeyen yağmur kadar uzun süren bedenleri, beyinleri esir alan masadaki seslik bu kez Tayfun’un havaya kalkan sağ eliyle bölündü. Sessizce yükselen o el sanki özgüvenin hükmedici diliydi. Serap irkilmişti. Fakat kendisi...
...balıkçı sözcüğünü duyar duymaz konuşmanın nereye varacağını hissedip durumdan nasıl sıyrılacağını hesaplamaya kalksa da Esma'nın duracağı yoktu. - O ne bakışmalar öyle! Poşetleri alırken ellerinizi birbirine değdirmeler falan....