Karanlıklar Kraliçesi Takhisis Aşk. İhtiras. Hırs. İntikam. Entrika. Tam bir klasik Türk filmi klişeleri değil mi? Ne yazık ki Türk sinemasında bir dönem fırtınalar estirmiş, hala da Türk dizilerinin çoğunda ele alınan konular bunl...
“karan” sözcüğü
4 yazıda 17 geçiş bulundu.
karan, karana, karanfil, karanfildi, karanfilin, karanfiller, karanlık, karanlıkla... eşleşmeleri dahil edildi.
Onlar, karanlık dünyaların karanlık düşünceli ucubeleri, hilkat garibeleri, insan müsveddeleri... Onlar, bit gibi pire yahut kene gibi yüreklerdeki inancı emen, birlik ve beraberliği dinamitleyen nifak tohumları... Onlar, yoksul...
...ğazımı sıkıyor, nefes almama en gel oluyor gibiydi. Amaçsız bakışmalardan kaçınıp başımı pencereye dayadım ve karanlığı izlemeye verdim kendimi. Vagon boşalmıştı neredeyse. İleride altı yedi kişilik öğrenci grubu kalmıştı, karşı...
...incele. Uzun bir süre misafir olmayacaktır o. Yürü yolun kesik kesik olan beyaz şeritlerine basarak, gecenin karanlığındaki tek beyaza saygı duy. Uzun yolların sevindirici sonlarını düşün. Düşünmektendir belki de, düşünceden ibaret o...
...asa, görünüş de olmazdı. Lakin görünüş ancak ışığa meyleder... Görünüşü ortaya çıkaran ışıktır. Güneş vurmasa karanlık cismin üzerine, gözde ne kadar ışık olursa olsun, göz görünüşü göremez. Işık birinci anlamı itibariyle TDK ta...
...his her şey daha kötü olacak diyor. Umarım olur da biraz eğleniriz, ne dersin ha Venci?” deyip kahkaha atarak karanlıkta kayboldu. Bu sefer hangi gerçeklikteyim ve bu ölüm neden beni bu kadar seviyor diye düşündü. Oysa bütün gerçe...
...ra hızlıca ton değiştirmekte, sayfaları çevirdikçe daha da “tuhaf”laşmaktadır kısacası. Dozunda bir gotiklik, karanlık ve Murakami’nin tüm bunları okura sunarken sergilediği zarif duruş, bu novellanın en belirgin özellikleridir....
gece karanlık bir bıçak gibi kesiyordu gözlerimi kan sızıyordu göğsüme kucağım kızıl bir havuzdu gördüklerimden… dilim sussa da konuşuyordu kalbim durmadan her atışında haykırıyordu bildiklerimden… dört nala durmaksızın koşan at...
...cak kadar küçükken öğrendim zamanı Bir şeylerin olmayışına sadık kalmayı, Olanın yalanına kanmamayı, Sabahın, karanlığa olan sabır borcunu... Pencereyi bile yarım açtım. Sen, şimdi başka bir akşamdasın muhtemel Adımı eksiltme dil...
Beni bekliyorsun ilk defa konduğun evin balkonunda Belki bu çıkaracak bizi derin karanlıktan Kaldırılan stor perdeler, açılan kapılar Ceketine sinen asfalt görmemiş toprak yollar Bir şeyler yeni görünürken Bir şeylerin hiç değişmem...