...gibi hasta odasını, pis yataklarını, yan yatakta ağlayan hasta yakınlarını, hastanenin kendine has o kimyasal kokusunu.. Gözlerini açıp uyanıyor babannem. Gülümsüyor. Narkozun etkisini atamamış hala. O zamanlar bile yaşlı vücudu...
“kokusu” sözcüğü
102 yazıda 127 geçiş bulundu.
kokusu, kokusudur, kokusuna, kokusunda, kokusundan, kokusunu, kokusunun, kokusuydu... eşleşmeleri dahil edildi.
...sıl bir bencilliktir bu? Her şey senin etrafında döner sanki. Bu gökyüzü, bu deniz, bu kuşlar… Bak deniz onun kokusunu getiriyor bana. Kuşlar onun adıyla bir beste yapmışlar bile. Gökyüzü onun bakışları gibi günümü aydınlatıyor....
...t bitmişti. Bambaşka, yepyeni bir sayfaydı açılan. Kayıp mı olmuştum, yoksa yeniden mi doğmuştum? Bir bebeğin kokusunda buldum kaybettiğim eski "ben"i ya da yeni kendimi. Dönüştürdü zihnimi minicik elleri ve biricikliği. Bir katm...
...e dünya değişir saçlarında bir ömür gördüm avuçlarında doydum yolları yürüdüm saate bakmadım sabah taze çayın kokusunu gece kirpiklerine uzanmayı günün ortasında uyuyakalmayı iki bedende yalnızlığın büyüsünü sevdim üşüdüm, terle...
...e ağlamaya hazırlanmış seyirciler arasından geçer, tam arkasına otururdu Semra’nın. Ona bu kadar yakın olmak, kokusunu duymak, saçlarının her telini yarı karanlığa inat tek tek saymaktı maksadı. Genç kadının kalbi de güm güm ata...
...en içe, bu şehir sadece benim olsun istiyorum kimse bilmemeli diyorum, fark etmemeli böylesine bir güzelliği… kokusu başka, duruşu başka ve bana hissettirdikleri benzersiz kuşları var ağaçlarının, uçurtmalarının elleri var özl...
...âlim yok. Ne yazayım. Uyumuşum. 14:45 Babam kendine dürüm yaptırmış, yiyor. Kalk, sana da aldım, diyor. Soğan kokusuyla karışık bir koku odaya dolmuş. Karnım aç, koku bana hiç de kötü gelmiyor. Karşısına oturup lavaşın fazla kalı...
...a yeryüzünü dövdü durdu. Cansız ağaçların altında gölgelendi. Bülbülün, kanaryanın hüznünü işitti. Çiçeklerin kokusundan teselli bulmadı. Yemeden içmeden bir tat almadı. Derken bir bilgeye rastladı. Eski dostunu tanıyıverdi. Gezme...
...ldü bu çağda Renkleri soldu gökkuşaklarında Sesleri çınlamıyor meydanlarda Yumuşak tenini hissetmiyor ellerim Kokusu keskin değil eskisi gibi Kalbimi sızlatmıyor çektiği acılar Bir zamanlar benim diyen dünya Sonunda işte böyle...
...söyledim. “Merak etme, öyle bir şey olmaz,” dedi. Biraz sinirlendi galiba, buyur etmedi. Kapıya ulaşan şarap kokusu burnumu gıdıklasa da omzumu silkip yürüdüm. Camiyi kurtarmıştım neyse. İkinci gün gür sakallı bir adam vardı...