...k şu gerdanın güzelliğine. İki eliyle bayrak gibi açtı eti. İyi bir et olduğunu anlamış gibi kafamı salladım. Korkutucu kıyma makinesine teptiği eti elindeki tokmakla sıkıştırırken konuştu. Sever misin Brus Li, dedi. Pek izlemedi...
“korkut” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
korkut, korkutabilir, korkutan, korkutmak, korkutmakla, korkutmamalı, korkutmasın, korkutmasını... eşleşmeleri dahil edildi.
...e büyük bir gürültüyle yere saçıldı. Sonunda parçayı koparmıştık. Kalede ilk gediği açmıştık ama gürültü bizi korkutmuştu. Hepimiz hızla deliklerimize saklandık. Uzaktan izlediğimiz kadarıyla evin yıkık cephesi tozdan gözükmüyordu....
...Bu gidişat nereye? Parmaklıklar ardındayım; gelen yok, giden yok. Güneş dahi küsmüş bedenime, Karanlık artık korkutmuyor beni, Biliyorum ki bu gelen ölümdür. Yazan: Emrah Rıdvan Şaka
...a, özümüze dair olan hiçbir şeyden korkmayız. Doğalın dışında gelişen, akışı değiştiren, yönü saptıran şeyler korkutur bizi. Zamanın hafızasına sahibiz. Neye dönüşürsek dönüşelim, kendimizi / benliğimizi unutmuyoruz. Rüzgârların...
...verip sır vermez olmuş kaşifler Bir bakıma saklanıyor benden Mücevherin içine vakumlanmış kristal -dünya beni korkutuyor sevgilim Silaha veda etmişti Hemingway Niye yeminini bozdu? Uğultulu tepelerin ardından Mandarin seslerinin i...
...yor olsaydı ne hayata ne de onu yaşayanlara bir anlam veremezdik. Anlam veremediğimiz şey bizi tedirgin eder; korkutur. Gel gör ki biz korkulara sığınacak varlıklar değiliz ve güvenli bir ortamda yaşadığımızı hissetmek isteriz....
...olsam, doldururum Celil'i, attırırım seni evden. Kendine gelen Esma'nın koyulaşan yeşil gözleri, denizi bile korkuttu. Bayılanlara birebirim anlaşılan diye düşünürken burun delikleri bir açılıp bir kapanıp titreyen işaret parma...
...ydi derken aslında tam da doğru tabiri kullandım, tüm o diğer insanların yüzlerinde garip bir sahtelik vardı; korkutucu bir aldatıcılık. Babamın kolunu çekiştirdim elma şekerlerine doğru. Bana bakan yüzü gülerken kafasını çevirdi...
...n ipeğin çığlığı, Afrika'dan kalkıp boynuna dolanan Nil, ayak bileklerinden, inceliği beni büyülüyor mu yoksa korkutuyor mu bilmiyorum, saçlarına kadar uzanan ve bomboş caddeleri örten karın beyazlığında bir ten, telgraf tellerine...
...ey’in yaşlı gönlünün derinliklerine ulaşacak kadar uzaklardan, radyo günlerinden geliyordu. Hurdacı “Beybaba! Korkuttum mu?” derken, eski dostunu görmüş gibi yüreği sevinçle atıyordu. Güçlükle çıkan heyecanlı kelimeler titriyordu...