...lar vallahi. Bazen de güldürüyorlar insanı. Geçenlerde kadının birini kazlar kovalamış. Cıyak cıyak bağırarak koşuyordu. Çok güldük çok. Ayıp oldu diye düşünürken aynı kadını bizim sokak köpeklerinden birini severken gördüm. Nere...
“koşuyor” sözcüğü
20 yazıda 22 geçiş bulundu.
koşuyor, koşuyordu, koşuyordum, koşuyorlar, koşuyorlardı, koşuyormuşçasına, koşuyorsun, koşuyorum... eşleşmeleri dahil edildi.
...ilecek aşağı Ayaklar yokmuş gibi Sanki o an tüm beden kalpten oluşuyor gibi O kalp hiç kırılmamış da dörtnala koşuyormuşçasına Tüm ihtimaller arasında bir kutu evdeyim şimdi Güneş benden uzak Ayaklarım hissiz Kalbim yorgun. İçimden, yok...
...en Olmasaydı bazı taylar ve erler Solmazdı gezideki çiçekler On kere düşse gölgesi ağacın yeryüzünden On kere koşuyor insanlar Onlar da biliyor "Şahları da vururlar"
...na binen geleneklerden, çekilmez insan soyundan kurtulmuştum. Zincirlerini koparmış bir mahkûm gibi özgürlüğe koşuyordum. Lady’nin de bir ailesi olmadığından tam bir uyum içinde yeni hayatımıza başladık. Lady benim yanıma taşındı....
...ürünmüş, birbirini tekrarlayan o yorucu günlerin gene bir tanesinde mahpus kalmıştım. Yine eczaneden eczaneye koşuyor, hepsine istenilen ilaçları teslim ediyordum; yaptığım bu kurye işine hiç saygım yoktu aslında. Tamam, kabul...
..., yaşamı çoğaltan, ölümü yoluna sokan bir uzak zaman icat ediliyor ve bu zamanda şairler ekmek parası peşinde koşuyor, senden habersiz kalıyorlar, ellerin bir çift elden, göğüslerin herkesin ayıpladığı, hay Allah, ömrümüzdeki s...
...ığı Her güne uyanış ölüme savaş açmaktır Er ölür savaş meydanında Kravatlılar kol gezer ekranlarda Kara atlar koşuyor kırlarda Her önünü ilikleyeni ezdiler Ara ki bulasın böylesini komşu toplumlarda Her salya akıtana hayran ker...
...ce. Aklım durgun. Düşüncelere geçit yok. Acı hatıram, zihnime habersiz misafir. On yaşlarındayım. Yokuş aşağı koşuyorum. Topuğumda bir köpek soluğu. Ha ısırdı ha ısıracak… Havlamalar kesilince bir adım atıyorum. Hırlamalara zemin...
...um, Bulamıyorum. Karanlığa gömülmüş hislerim, Hissettiklerim hep yabancı. Yellerinde şafak doğmuş taylar gibi koşuyorum, Feride. Devrilen binalara nispet, düşüyor bacaklarım. Şafak söküyor yüreğimi, Uyanıyorum. Ağlamayalı çok uzu...
...en “Babaaaa!” sesiyle yorgun başını döndürdü. Kız çocuğu kollarını açmış istasyonda bekleyen uzun boylu adama koşuyordu. Yazan: Hüseyin Opruklu