...Ama kelimeler hep varlar. Hep bir sözcük dalaşı, harf kıkırdaşması, noktaların kikirdeşmesi... Çay, muhabbeti koyulaştırır, dem gibi. Özlemek. Ah! Ne acı bir kelime. Zakkum gibi mesela… Zehrinin cehennemde azığın olacağını bile bile...
“köy” sözcüğü
31 yazıda 47 geçiş bulundu.
koy, koya, koyabilecek, koyabileceğim, koyabileceğini, koyabilirdi, koyabilirler, koyabilmesi... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...gelen soydan. Vücudunun kıvrımlarıyla yüzünün ciddiyeti arasında dağlar kadar fark olan bir kız genç kızmış. Köyün bütün delikanlıları peşindeymiş. O ise bir afra, bir tafra salınırmış ortalarda. Kimseleri beğenmezmiş. Güzel...
...olu revolverin soğukluğunu hissetmek için göğsüne bastırdı. Ya eve bir hırsız girerse deyip, önlem olsun diye koymamıştı çekmecesine tek kurşunlu revolverini. Zihninde daha küçük bir yerdeyken, hissin ona emrettiği bir komuttu bu....
...eş yıl kadar oldu herhalde öleli. Bizim hala kızı. Nam-ı diğer İri Fahriye. Bununla evleneceksin diye karşıma koyduklarında yirmilerimin baharındaydım. “Vallahi de evlenmem, billahi de. Asarım kendimi.” Babam öyle bir tokat savurdu k...
...“Babamın elleri diken gibi. Niye böyle ki?” dikenli ellerimi Zehra’nın ellerinden ayırıp bacaklarımın arasına koyuyorum. Zehra’nın sorusunun huzursuzluğunda geçmişime doğru uykuya dalıyorum.
...ki çenem titrerdi bazen. Babaannem olsaydı saklardı beni göğsünde. Isıtırdı sıcacık kollarıyla. Sabaha kadar koynunda uyurdum ama artık yoktu. Sinerdim yorganın altına. Hemen uyumak isterdim. İnsan uyurken ne korkuyor ne de üşü...
...çok daha zordur. ‘’Sorun yok, büyükbaba.’’ Yan koltuğun altından beyaz puantiyeli şemsiyemi çıkarıp kucağıma koydum. Kaldırımda çete halinde toplanmış hırsız, eşkıya, kabadayıların arabayı fark edip sırıtarak yaklaşmaya çalış...
Gecenin rengine bir parça ah koy, Göğsümdeki sancıya kelimeler toy, Doldur. Zira yokluğunda yanma vaktidir. Ney olup içli içli çalma vaktidir. Getir saki, Yalnızlığı sade içelim. Vefasızlığına libas biçelim. Getir, Hüznüm a...
...bilimsel yanı olmaksızın pembe-kara, küçük-büyük diye sınıflandırmışız. Sınıflandırma ve sıkıntılarımıza isim koyma merakımız hep var. Bunu ilk kim yaptı bilemeyiz ama şu bir gerçek; bazen doğruyu bile söylesek, bunlar o kada...
...den. Bıkmadan umut satıyoruz ma’lul halimizle, Okuyoruz ölülerin ruhlarına, bir hevesle. Tek derdimizmiş gibi koyuyoruz adını ‘sevda’, Tükeniyor kalemimiz, herkesleşiyoruz sonra.