...ıntıya bıraktı kendini. Bata çıka sürükleniyordu. Çınar ağacının gölgesinden sessizce Boğaz’ı seyreden bankın kucağına sığındı. Usul usul güneye doğru yol alan yük gemisine baktı. Uzun yol yolcusu olduğu belliydi ağır gidişinden...
“kucağın” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
kucağın, kucağına, kucağında, kucağındaki, kucağından, kucağındaydı, kucağındaykendi, kucağındayım... eşleşmeleri dahil edildi.
...çıktaki balıkçı teknesinin gürültüsü belli belirsiz kıyıya ulaşıyor. Eski iskeleye bağlı üç sandalı deniz ana kucağına almış pışpışlıyor. Öndeki sandalın içinde sırtüstü yatan adam ellerini başının altında kavuşturmuş. Yüzünü ör...
...i. Baştan yazılmış hikâyesini, vazgeçmeden işte böyle temize çekebildi. İnandı, sığındı, yanıldı da doğruldu. Kucağını açtı kulağından önce yarına. Karıştığı sulara benzemedi. Olduğuyla ıslattı düştüğü yeri. Maddenin iki hâli ar...
...oyu kahve gözlerinin sıcaklığını tamamen almışım. Bir de büyük ayaklarını. Yavaş yavaş büyüyorum. Hep babamın kucağındayım. Sen her zamanki gibi kameraya bakmıyorsun. Basit insanlar poz verir çünkü. Üstelik istemediğin bir bebeğe an...
...da, yüzünde ve hareketlerinde tertemiz bir canlılık seziliyordu. Bir araya geldiklerinde büyük olanı diğerini kucağına aldı. Yürürken her adımda sola doğru yamuluyordu. Yine de güçlüydü. Çocuğu uzun süre taşıdı. En sonunda bir ç...
...çalındı. “Kesin Zehra geldi, öğretmenim” dediler çocuklar hep bir ağızdan. Gidip yavaşça açtım kapıyı. Zehra kucağına üç paket cips bastırmış, nemli ve korku dolu iri gözleriyle bana bakıyordu. Sırasına doğru ilerlerken mırılda...
...mek değil, sitemin dibine vurmuş olmak için olmuş olacak. Yediğin kazıklardan sonra teselli olmak nedir, dost kucağında öğreneceksin. Bazen teselli edecekler seni, bazen de onların teselli sözleri bile kâfi gelmeyecek yaralarını...
...düklerimin hepsini unutuyorum. Kanım ılık ılık dolaşıyor damarlarımda. Artık sevginin çok yakınındayım. Hatta kucağında, hatta yüreğinde. Yavrularım da sevgi dolu sıcacık ellerde büyüyeceklerken, gitmek niye?..
...kaybolmuşluk ve acının pençesinde. Işıldayan demirleri oksitlenmiştir Dünya’ya olan aşkının çetin dalgaların kucağında boğuşarak. Kıskançtır Mars. Dünyayı Güneş’ten bile kıskanır çünkü Güneş onun güzel yüzünü ışıldatırken Mars h...
...lemeyi mi? Dönebilmeyi, seni hala seviyorum diyebilmeyi ama dönülmezliği mi? Bir yandan onun kollarında ölme, kucağına gömülme isteğini, diğer yandan ne olacak ki kuşkusunu mu? Ne onunla ne de onsuz olamayacağını mı?’ Oysa dedi...