...Memur bir yandan merakla beni dinliyor, diğer yandan da masa başı memurluğun verdiği öfkeyle elindeki kalemi masaya vuruyordu. Sanırım devletin en egzotik memuruna denk gelmiştim. İfademi yazmadığını görünce beni ciddiye alma...
“masa” sözcüğü
39 yazıda 61 geçiş bulundu.
masa, masada, masadaki, masadakiler, masadakilere, masadakileri, masadakilerin, masadan... eşleşmeleri dahil edildi.
...nım ya ne tatlı argüman! Sorun şu ki; olan kızlara oluyor sen aradığın ışığı gene bulamadığını anladığın anda masadan kalkıyorsun, kesinlikle çok zarif yapıyorsun oyunu terk etme işini ama bu değiştirmiyor ki olan biteni... Sen...
GÖRÜYOR MUSUN? Koca bir oda. Koca bir oda düşün. Bir iki koltuk. Bir yemek masası. Eşyaların, insanların olduğu her yer bir hacim, mantıksal düzlemimizde. Yaşayan her canlı. Gördüğün her şey. Hatta hissettiklerin bile. Yüzünü...
...uhaf Kütüphane’de okura alışılmışın dışında, kısa, resimli bir novella sunuyor. Bu novella, tekinsiz bir peri masalının Murakami’nin o kendine has tuhaflığında vücut bulmuş hâli, adeta. Kahramanımız olan küçük bir çocuk, her zama...
...suskunluk, Kim bilir, bu yokluğa bakmaktır belki de kavuşmak. Aynı yokluğa bakmayı uzun süre sürdürebilmek.. Masallar da böyle başlar zaten; "Günlerden bir gün" dersin, Önce bir eksik bırakılır, Sonra herkes onun etrafında dola...
...ılabilirdi. Yaz gecelerini severdi en çok, şehrin gürültüsü içinde yıldızları seyrederek uyumayı. Ilık rüzgâr masal anlatırmış gibi gelirdi ona, göz kapakları ağırlaşır, ağırlaşırdı… Şu hayatta en sevdiği “Sakar” adını verdiğ...
...rkaç saniyeyi düşünüyordum. Telefonum çaldı birkaç kez, açmadım. Sigara yakmadım. Kahvaltımı hızla yapıp yazı masama oturdum. Havanın kasveti içimdeki yazma coşkumu körüklüyordu. Elbette rüyamı yorumlayacaktım sayfalarımda. Ve...
...dönüyor. Dönüp bakıyorum on yıl önce yazdıklarıma, sandıklara atılan zarflara, patlayan bombalara. Devridaim maşallah her şeyin! Temcit pilavı gibi yirmi artık sene. Gargamellerin burnu uzuyor sadece. Sağından solundan tutup sa...
...za kızıyoruz. Sanki elimizdeymiş gibi. Sanki günler geçince acı da aynı oranda geçebilecekmiş gibi. Tozlu bir masanın üstünden, yılgın toz kümesine üfleyince uçuverdiği gibi siliniverseydi keşke, ruhumuzun derinlerinde yankılan...
...dökülen bir ırmak gibi; akıyor… Ve tamir ediyor yorgun ve yalnız bir adam saatleri. Tik tak tik tak… Duvarda, masada, tezgâhta yüzlerce saat… Bozuk zannedilen bazı saatlerin pilleri tükenmişti. Mekanizması bozulanlar, dişliler...