..., kirlenmiş ruhların vaftiz babası, nasıl da tanıdınız, nasıl da severdiniz halbuki onu. İçimi şöyle anlattım meydanda toplanmış telaşlı kalabalığa; o bir tanrısal uçurum, sesin bükülmediği taştan bir oyuk. Gürültüsünü duydular...
“mey” sözcüğü
5 yazıda 8 geçiş bulundu.
mey, meyal, meyankökü, meybuz, meybuza, meydan, meydana, meydanda... eşleşmeleri dahil edildi.
...adı. Dükkan aynı ama isimleri ve içindeki abim ablam sürekli değişiyor. Adıma kadar bilen Asiye teyzem vardı, meybuz almak istediğimde "boğazlarını ağrıtır o, sağlıklı da değil" diye satmaz üstüne üstlük dükkanına zaten getirm...
...abilirim, yapabilirim, ben neler neler başarmış adamım, bir basamağı mı yenemeyeceğim” diyerek adeta 2 saatte meydan muharebesi kazanmış Sultan Süleyman gururunu da yüzümdeki ekşi ifadeye ekleyerek çıkıyorum o merdivenlerden,...
...ya değil, aptalca veya değil. Ve bir insan isterse, aptalca ya da mantıklı olsa da…’’ Babanın yüzünde sırıtış meydana geldi. ‘’Gerçekten siyah uzayı alma şansları olsaydı da, almazlardı. Her neyse.’’ O sırada çadırın ilerisinde...
...tarafınıza çekerseniz, sanattan mahrum kalacağınızın farkında değil misiniz? Doğayı inceleyin biraz; en leziz meyvelerini nerelerde saklıyor, balın etrafında kaç tane iğne uçuşuyor, sanatın etrafında ne cinnetler dolaşıyor... "Ruh...
...da göremedim. Yürümeyi değil, tek bir adıma dahi cesaret edemeyen titrek bacaklarım, uzun süre asılı kaldı bu meydanda. Biraz önümde bir kartonda beyaz bir güvercin yerde yatıyordu. Alanın her yerinde ölüm kendi tarafına adam to...
...en olmalıydın. Toprağın bağrına ne sundun da kabul etmedi. Mütevaziliğin, toprağı kıskandırıyordu. Dikenlerin meyvesi gül olmalı, kokusu sen olmalıydın. İlk tanışmamız saçlarımdaki ellerinle olmuştu, sonra o ışıltılı gözlerin.....
...kan değil, Binlerce insandan bir hasret. Zannedersem bunlar hep sevmemekten Mutsuz suratlar ele geçirmiş her meydanı O atlar eskisi kadar güzel değiller işte. Binlerce öldük, kaç yıl oldu Kurdeleler kesildi, kan kırmızı Sokakl...
...uracak; fitil gibi yanacak, yağ gibi eriyecek ve nur gibi şule verecektir. Lakin canlar bu yola gelen erenler meydanından dönmeyecek. Ne buyurmuş Pirler: ‘Gelme gelme! Dönme dönme. Gelenin malı dönenin canı’.
...diğer yanına geçmiştim. Şimdi beni sürükleyen aşk rüzgârına karşı durmayı öğrenmeli ve belki de değirmenlere meydan okumalıydım. Bunu ben yapmasam, eninde sonunda Umut yapacaktı, biliyordum. Umarsız ve kendine sevdalı bu genç...