...nlığa, toplumun dışındakilere ve İstanbul’a dair içten bir anlatı. İçten, hüzünlü ve acımasız. Yalnız başına, neredeyse izole bir hayat yaşayan Müjde’nin günlerine kendisi de o küçük dairedeymişçesine yakından tanık oluyor okur k...
“neredeyse” sözcüğü
119 yazıda 169 geçiş bulundu.
neredeyse, neredeysen eşleşmeleri dahil edildi.
...in olmalıydın. Yerine oturup odana gelmesini beklemek en iyisiydi. Elindeki papatya demeti o kadar büyüktü ki neredeyse yüzünü örtüyordu ama yakışıklılığına engel olamamış diye gülümsedin. Aynı o gün gibi. Babandan gizli eve dave...
...me yapmıştım, bilseydim…, cümlesini tamamlayamadı. Çocukla adam tepsinin yanına çöküvermişlerdi. Birbirlerine neredeyse yapışık vaziyetteydiler. Kadının ağrıyan dizlerine rağmen ustaca kurduğu bağdaşa bakıyordu çocuk. O da aynısı...
...n ilk kitaplardan biridir, 1948 senesinde İngiliz yazar Graham Greene’nin yazdığı Meselenin Özü. Yazılışından neredeyse bir asır sonra bile okurken kendinizi İkinci Dünya Savaşı zamanlarında Sierra Leone sokaklarında yürürken bul...
...al bir Avrupa ülkesi Zubrowka Cumhuriyeti, adını Polonya’daki bir votka liköründen alıyor. Akıcı ve tansiyonu neredeyse hiç düşmeyen bu yapıtın yönetmeni ve aynı zamanda yapımcısı olan Wes Anderson, gerçekten o kadar başarılı bir...
...zarın da iç dünyasına konuk oluyoruz. Dahası hem onun hem de Kafka’nın tasvir yeteneği ile dönem ve mekânları neredeyse oradaymışçasına yaşıyoruz. Böylece bu mektuplar her açıdan okunmaya değer kılınıyor. “Yeryüzünün bu kısa gece...
...ini çeşitli çevirilerinden okumuştu, hadisleri incelemişti ama yine de hesaplama işine kafası tam yatmamıştı. Neredeyse her kafadan bir ses çıkıyordu. Biraz altını, oğlunun eğitimi için biriktirmeye çalıştığı ve bankada vadeli he...
...şındığım şehirler… Hatta göbek bile yapmıştım hareketsizlikten. Aynı olan tek şey olan bekârlığımı saymazsak, neredeyse her şey değişmişti. Yanıma bilerek almadığım telefonum o an aklıma gelmişti, bir iki fotoğraf çeksem fena olm...
...Sylvia Plath'in iç dünyasını olduğu gibi yansıtır. Bir ilk -ve son- roman olarak Sırça Fabus içten, akıcı ve neredeyse biyografik nitelik taşıyan bir hikâyedir. Kitapta okuyucuyu yirminci yüzyılın ortalarında New York'ta geçen b...
...mi ayaklarıma vererek sonsuz küçük uzunluğundaki adımlarımla odaya doğru kıpraşıyordum. Ayaklarımın kıpırtısı neredeyse sıfır uzunluğundaydı. Dengemi ve kendimi kaybetmemek için bu yürüyüş ne kadar uzun sürse de dikkatimi diri tu...