...hayret eder kalırdınız. "Ne olacak canım! aktarlık da iş mi?" demeyin, zor iştir aktarlık. Çuvalla, kileyle, okkayla değil; zencefiliydi, tarçınıydı, yeni baharı, safranıydı dirhem dirhem satılır dükkandaki mallar. Elli dirhem...
“okka” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
okka, okkalayacaktı, okkalı, okkalık, okkayla, okkayı eşleşmeleri dahil edildi.
...antolonunun ağını kaşıyan adam. Eh, ben gidiyem o zaman, deyip ahırdan tarafa yürürken tam pantolonunun ağını okkalayacaktı ki arkasına baktı. Babasının dik dik onu izlediğini görünce elini ağzına götürüp kuru kuru öksürdü. Avlunun o...
İdris, Çınarlı Kahve’de yediği o okkalı dayaktan sonra babası ve amcaları tarafından apar-topar kaldırıldığı Haseki Hürrem Sultan Darüşşifası’ndan 15 günde ancak taburcu olabildi. Kırılan kemiklerinin yeniden kaynaması için ne...
...sledi oğlunu. Mahmut, güvey sözcüğü kendisine çok uzak olduğundan “Bana ne ya!” demeye kalkışınca yüzüne inen okkalı bir tokatla sindi. Daha beşikten karar verilmişti Seyran’la evlenmesine. Seyran doğduğunda Mahmut iki yaşında...
...çıkardı. Heyecanını bastırdığında maskenin neleri sakladığını gördü. Salgın tam da sırasını bulmuştu. İçinden okkalı bir küfür salladı. İnsan ömründe kaç kez böyle bir başarıyı yakalayabilirdi ki! Şirket de arada bir esnek dav...
Kadın, gözlerini adamın gözlerinin tam da ortasına dikip okkalı bir şekilde: “Senden nefret ediyorum.” diye haykırdı. Adam olduğu yere yıkıldı. Kurşun yemişti adeta sol yanına. Ağız silahından çıkan bilmem kaç kalibrelik söz m...
...ve inanamayacaksınız ama yirmi yıl sonra bana ilk kez bir insan ismiyle hitap etmişti. Elmas karası gözleri, okka burnu, siyahımsı kahverengi saçları ve minik elleri vardı. Yumuşacık sırtını, pembe kırmızı şak şak çiçekleri...
...kim verecek?” Daha fazla kendini tutamayıp kıpkırmızı olan yüzünde büyüyüp tükürük saçmaya başlayan ağzından okkalı bir küfür savurarak Esma'nın saçlarına hücum etti. Bu kez gelen kürek, hedefi şaşırmayıp ikisinin de kafaları...
...dı. Omuz silkti.) Ne derlerse desinler. Hiçbiri şimdi işittiklerim kadar yaralayıcı olamaz,” diye mırıldandı. Okkalı bir küfür savurdu. Kendini tutamadı, devamını getirdi. Neden ve kime küfrettiğini bilmiyordu. Yüzünü kaplayan...
...! Masayı devirmek. Bardakları kırmak. Oturduğumuz yokuştan aşağı masayı yuvarlamak... İkide bir gelen garsona okkalı bir tokat atmak... Mekânı dağıtmak, yerle bir etmek! Ama hepsi az kalır, hepsi az! Kendini öldürmek? Az kalır...