...da yaptığı döngü, aldığı en son kişinin başından geçen bir olayı Bedii’ye anlatması, Bedii’nin tamamen teslim olamadığı, emin olamadığı yalnızlığı… Beni en çok etkileyen de tam olarak bu aslında. Bir karar veriyor ve verdiği bu k...
“olamadığı” sözcüğü
2 yazıda 3 geçiş bulundu.
olamadığı, olamadığım, olamadığımız, olamadığın, olamadığından, olamadığını eşleşmeleri dahil edildi.
...run altında açılan şemsiyelere benzerdi. Gideceği yönü de yeri de kendi seçen, avuçlarında tuttuğun ama hâkim olamadığın türden hani. Bazı aşklar vardı, başkaydı. Islak şemsiyenin tepesine yapışan yapraklar gibiydi, fazlaca usul....
...ev doğum tarihi: gün, ay, yıl ardından bir el ense baba adı? kısa bir düşünce anı uzun bir sessizlik ve hakim olamadığım bir gülüş bilmem ne bankasından çevik merakıyla kadın adımı “hayırdır” anlamında bir defa daha telaffuz ediyo...
...şu küçücük alana sıkışmış dünyanın sakinleriydi. Tek yabancı Yusuf’tan başkası değildi. Çay ocağının parçası olamadığını anlamıştı Yusuf. Kararını verdi. Davetsiz geldiği dünyayı gerçek sahiplerine bırakacaktı; Çaycı Hakkı’ya, duv...
...e en çok, güldüğü anlarda belli olan dökük dişleri. Her şeye rağmen mutlu, evet. İlginçtir, bazen benim sahip olamadığım umuda onun sahip olduğunu düşündüğüm bile oluyor. Dalıp gidiyorum, oturma odasının tam merkezindeki koltuğa g...
...ini sürmeye çalışıyor. Böylece orada kalırken zamanla o aileden biri hâline geliyor. Aşkın her zaman yardımcı olamadığını, bazen kendimize sahip çıkmamız gerektiğini öğrenmişti. Kays ve Leyla olmaktansa istediği zaman kanatlanıp uç...
...iyordun beni. İçimdeki bu boşluk, bu eksiklik, eksik doğmuşum tıpkı senin gibi. Affet beni, senin kadar cesur olamadığım için. Şimdi sen yokken yanımda, herkesin doğrusu beni mahvediyor. Dön, ya da al beni yanına, kendime söylediğ...
...inin bizim bile bazen ayak uyduramadığımız gelişmelerinin insana sunduğu gelecekten söz ediyor. Akışına engel olamadığımız bilgiler var ortada, süregelen bir “data” akışı. Veriler biz uyurken, yemek yerken, düşünürken toplanıyor; da...
...konuşuyor, rolünü yanlış yorumluyor ve her fırsatta bilinçli olarak filmi sabote ediyordu. Truffaut ona hâkim olamadığı gibi ikisi sette sürekli kavga ediyorlardı. (İki sinemacı 1984 yılında üç gün arayla öldüler. Ayrıca Jules an...
...içimde bir görünüp bir kaybolduğun, pencereler vardı burnumda tüten uğurladığın güvercinleri izlediğin, dâhil olamadığım güzel anların, öneremediğim kitaplar, kışın mutfaktaki nar kokusu, sabahları ayaklanan eşyalar, saçlarını açm...