...a Aklına giren sonsuz düşünce olarak Sahteliğin soluk ışığı altında Adamın üzerinde oynaşıyordu sonsuz şeytan Ölmüş, gerçekten de ölmüş adam Kadınlar dolaşıyor, habire konuşuyor Kraliçeler çaylarını yudumlamakta Beyler yolcul...
“ölmüş” sözcüğü
43 yazıda 50 geçiş bulundu.
olmuş, olmuşa, olmuşken, olmuşlar, olmuşlara, olmuşlardı, olmuşlardır, olmuşlarmış... eşleşmeleri dahil edildi.
...görecekti. Camları daha iki gün önce silmişti oysa… O lekeler, dışarıdaydı. Göremedi. Ah hele o kuş… Boş yere ölmüştü zavallı. Genç kadınla bir ilgisi yoktu ki çekingenliğinin. Onu satan dükkân kim bilir ne büyük eziyet etmişti...
...vision düzeneğini yeğleyerek teknik açıdan daha yaratıcı ve dönemine göre halende göz alıcı bir yeniliğe öncü olmuştu... Son dönem sessiz sinemanın en belirgin niteliği, görsel güzellikle duygusal içtenliği harmanlayabilmesiydi...
...çocuğu görmediklerini anlamıştım. Çocuğun peşinden dışarı çıktım. Kar öyle güzel yağmıştı ki her yer bembeyaz olmuştu. Üzerinde küçük çocuğun ayak izlerinden başka hiçbir şey yoktu. Onunkileri bozmadan yürümeye başladım. Ayak i...
...Bülgish” koyduk. Ailenin tüm fertleri, bereler hatta vurma şiddetine göre morarmış tırmıklarla toplumda gezer olmuştuk. Bir sene içinde azalarak bu tokatlar bitti. Gösterdiğimiz sevgi, onu iyileştirdi. Şimdi yaptığı maskaralıkla...
...bini bilmeseler de konuşma ihtiyacı duyuyorlardı. Birinin bu sessizlik oyununu bozması gerekiyordu. On dakika olmuştu ama hâlâ sessizlik hakimdi odaya. Gemi maketinin dili olsa isyan eder konuşurdu bu zamana kadar ama bu adamla...
...cavüz yüzünden iç organlarına kadar parçalandığını okudum ve dedim, bu eski haber. Eski Haber! Yani, eskimiş. Olmuş bu daha önce. Ben bile bunu deyip geçecektim daha fazla üzülmemek için ama eski değilmiş. O minik bebek kadar...
...ndan anlardı hâlden. Bir gün dalı kırık bir gül bindi otobüse ortası kömür karası, akı ağlamaktan kan kırmızı olmuş gözlerle ve o gülün dikeni batmıştı Seyfi’nin yüreğinin ta orta yerine. Sanki kaptan olmuş da daha ilk seferi...
...ğu ve sıcağı, sevmeyi ve üzülmeyi hissediyordu ama artık sadece zamanı boğmuş birkaç saniyenin içerisinde hapsolmuştu. Sol memesinin üzerindeki delik, yeniden ve yeniden kanıyordu. Lamia’nın elini sıktı, “Hadi! Gidelim.” dedi,...
...lanıverdi. “Öğretmenim… Ellerim…” O an fark ettim Zehra’nın ellerini. Yol boyunca soğuktan yanmış, kıpkırmızı olmuşlardı ve muhtemelen sızısı canını çok yakıyordu. Avuçlarımın içine aldım ufacık ellerini. Ovdum bir süre. Sonra aya...