...çok bölümünde distopyaların karşısında direkt olarak yer alırken aynı zamanda ortaya çıkacak sorunları da göz önüne seriyordu. Dizinin bölümlerindeki yapılar iyi başlayan distopik bir fikrin felakete yol açmasıyla sonlanıyord...
“önüne” sözcüğü
173 yazıda 229 geçiş bulundu.
...nı kaybeden işçilerin adlarını tek tek sayarken kalabalığın arasından al yazmalı yaşlı bir kadın çıkıp anıtın önüne gitti. Yere çöktü. Yüreğinin derinliklerinden yükselen ağıta gözyaşları karıştı. Gözlerine inanamayan adam sö...
...Canım hiçbir şey yemek istemiyordu. Bir kahve yaptım kendime. Pencereyi açtım; elime kahvemi alıp pencerenin önüne geçtim. Ayaza çalan buz gibi hava odaya doldu. Yağmur çiseliyordu. Burnuma toprak kokusu geliyordu. Kollarımı...
...i çöreklerini ağızlarını doldura doldura yediklerini, doyduktan sonra da kalanını yine Sultan gibi çocukların önüne iteklediklerini görmezden gelirdi. Sultan kendi payına düşenleri bir solukta mideye indirdikten sonra, Nesrin...
...ip dans etmek… Büyüleyici gelirdi. Sanki zaman bu odada hiç ilerlemez, hep o eski zamanla da kalırdı. Kapının önüne geldiğinde durakladı, sanki birazdan arkasından babaannesi seslenecek ve yakalanmışlık hissi ile geri dönecek...
...tates, bol peynirli erişte. “Allah rahmet eylesin” diye içinden geçirdi amcasının çatık kaşlı yüzü gözlerinin önüne gelince. Babası gibi değildi amcası. Soyadının hakkını verirdi her zaman. Bayağı da kızardı ona. Tek sulu yem...
...uyguları bastırmak, iyiliğinin açığa çıkmasını engellemek, ideolojiye ters düşecek bir fikrin filizlenmesinin önüne geçmek olduğunu da anlamış oluyoruz böylelikle. Wiesler, gerçek sanatın ilk tınısıyla karşılaştığında başka b...
...nı tepkisizlikle oturuyordu. Gayet sakin ve kararlı yerimden kalktım; el çantasını konsolun üstünden aldım ve önüne koydum. "Bileti ver" dedim. Seçil daldığı yerden çıktı, çantasının iç gözünden bileti çıkartıp bana uzattı. B...
...anın başka bir şey olamamak anlamına geldiğini söylemiş miydi? Sadece “masa” diyeceklerdi ömrü boyunca. Belki önüne gelen sıfatlar değişecekti zamanla; yeni masa, şuradaki masa, kahverengi masa, şu külüstür masa… o kadar. Mas...
...bir köşeye sıkıştırılmış gibi duran tek kişilik masanın yanında minicik bir sandalye… Hemen çekiyor onu camın önüne. Yoldan akıp giden hayatları izliyor. Kimi solmuş, kimi güçlü rengârenk ışıklar arasından akıp giden hayatlar...