...kadın On iki saat susmadı bana Bir yılan kendi kuyruğunu yedi, Kendi çığlığımdan korktum ben! Sonsuzluğun da ötesinden çıkıp geldim.” Şafağın söktüğü saatlerdi. Gün ağarmış, geceden kalma yorgun, ağırlaşmış hava usul usul ye...
“ötesi” sözcüğü
23 yazıda 23 geçiş bulundu.
ötesi, ötesin, ötesinde, ötesindeki, ötesindekini, ötesinden, ötesindeydim, ötesine... eşleşmeleri dahil edildi.
...ri geldi. Onu affetti, fakat gözleri asla tamamen üzerinden ayrılmadı. Birlikte hem Dünya’da hem de Dünya’nın ötesinde sayısız görevde yer aldı. Zamanla aralarındaki bağ, ihanetten doğan yaraların ötesinde, bambaşka bir yakınlığ...
...eldi yanıma, gözleri umut dolu, Rüya dedim, çocukluğumun masumiyeti mi bu? "Hoş geldin," dedi çocuk, "rüyanın ötesine, Burada zaman yoktur, yalnızca kalbin sesi var, Rüya değil bu aslında, gerçeklerin özü bu, Kalbinle görürsen...
...ılar iyi başlayan distopik bir fikrin felakete yol açmasıyla sonlanıyordu. Yaşanan şey kötülerin kazanmasının ötesinde insandaki ahlaki çöküntü, ahlaki yük gibi kavramlara da götürebiliyordu bizi. Bandersnatch’te ise yaşanan bir...
...azmaya çabası bile bulunmuyor sanırım. Karşılaştığınız bir tanıdığınıza "Aynı işte... Yuvarlanıp gidiyoruz"un ötesinde bir cümle kuramıyorsanız, zaten mektup atmanızı bekleyen de olmayacaktır. Mektup için gerekli koşulları oluşt...
...ış dünya ile ilgili görüşlerini sağlamlaştırmaktadır. Onlara göre yeryüzünde, kendilerini çevreleyen sınırlar ötesinde bir hayat kalmamış, her şey buz ve çöle karışmış, hava ise zehirli gazların yoğunluğundadır. Dışarı çıkmak ço...
...ki zaten kariyerine 20. Yüzyılın ikinci yarısının ortalarında başlamış ve bunu başarıyla alışıla gelmişliğin ötesine taşımayı başarmıştır. Mesela kızın Airbook, adamın ise Macbook kullanması yaşlarına bir gönderme. Ferrara s...
...ir iş olmanın ötesine gidemeyen Sean McNamara filmi. Yönetmeninin daha önce yaptığı popüler ve sexist işlerin ötesinde bir şey yapma çabası yanında, hikayenin eşsiz oluşu filmi bir adım öne taşıyor. 90ların pazar sabahlarının o...
...or daha doğrusu kafanı kurcalayan iki dizeyi okuyorsun ısrarla: "Zeka neyi şad etti istikamet bozuksa? Ölümün ötesine bakışımız var bizim" Ne diyordu bunu kağıda döken; neydi ölümün ötesi, biz derken neden birinci çoğul şahıs...
...ak benim aradığım sözcük “farkındalık” da değil. Daha derinlerde bir yerlerde saklı… Farkındalığın biraz daha ötesinde… Eğer bu sözcük doğru zamanda ve doğru yerde kullanılırsa, bizleri uyaracak ve yaşadığımız o an’a odaklayacak...