...i karşıma dikilmişti bu sefer. O an ürperdim. Adım atamadım. Orada anahtarın yanında kalakaldım. Gitti yerine oturdu; yeniden bana anahtarı işaret ediyordu. Ona bakmamaya çalışıyordum nafile bir çabayla. Gözüm bir onda, bir an...
“oturdu” sözcüğü
82 yazıda 120 geçiş bulundu.
oturdu, oturduk, oturdukları, oturduklarından, oturduktan, oturdukça, oturdular, oturdum... eşleşmeleri dahil edildi.
...ına asılı gürzünü eline alması gerekiyordu. Gürzü yerinde değildi. Pusatsız savaşmak zorundaydı. Eli böğründe oturdu. Projeye dâhil ekipler bir bir kendi taraflarındaki gecikmeleri diğer ekiplere yıkarak hava istopu oynamaya b...
...onunda büyük patronu bekliyordu. Yaşlı adam coşkuyla içeri girdi. Beklenenin aksine yüzü gülüyordu. Koltuğuna oturdu. Sabaha karşı gördüğü rüyayı anlattı. Al yazmalı yaşlı bir kadın girmiş düşüne. Yaşanan felaketin nedenini yü...
...mış, üzerinde dantel uçuş uçuş bir elbise, gözleri yaramaz bir çocuk kadar hınzır ve bir o kadar kadın bakan, oturduğu koltukta bile enerjisi ışıldayan bir kadın vardı. Canım babaannem, diye geçirdi içinden, nasıl da güzel… Tam...
...rce tonu bir anda bırakana alışamamış ve sonunda ölmüştü. Garın içinde unuttuklarına dönüp baktı. Kırk dakika oturdukları bankta, solmuş bir kahkaha duruyordu. Parmaklarını yaka yaka çay içişleri, bir salkım söğütün altında öylece...
...adığı siyah ayakkabının façasını almıştı. Aldırmadı yoluna devam etti. Belediye otobüsüne bindi. Cam kenarına oturdu. Otobüs hareket ettiğinde, kendisini uğurlayan sokak köpeğine el salladı. Karamsarlıktan eser kalmamıştı için...
...ım? Siz içinizdeki bir şeyi öldürdüğünüz zaman bunu kutlar mısınız? Böyle anlarda ne yapılırdı ki… Ben öylece oturdum, sadece oturdum. Biliyor musunuz önceleri hiç ağlayamadım. Gözyaşlarım artık yanağımın yolunu ezberledikleri...
...dahi üşüten soğuğa aldırmadan. Yağmur diniyordu. Sis gösterdi kendisini. Yürüdü. Tahtaları kabarmış bir banka oturdu, denize karşı. Adam uzaktan bakıyordu ona. “Güzel bir filme denk geldim sabah sabah.” İstedi ki, kulağındaki...
...etini ağabeyine uzattı. Baran bir tutam döktü avucuna. İkisinin de ağzı, elleri boya içindeydi şimdi. Üzerine oturdukları taştan, pantolonlarına yayılan ıslaklık büyüyordu. Baran hapşırdı. Ablası tencereyi karıştırırken, "Vallaha h...
.... Her gün geliyor ama aynı miktarda su veriyordu. Mezar taşlarıyla o zaman konuşmaya başladı. Saatlerce orada oturduğu, konuştuğu olmuştu. Garip olan kendi kendine konuşuyormuş gibi hissetmemesiydi. Zihni çok doluydu her zaman...