...Deliksiz bir uyku çeken Tuncay akşamüstü pastanenin yolunu tuttu. Tahmin ettiği gibi İbrahim Başkomiser sabah oturdukları masadaydı. Her an başlamak için bahane aradığı sigarayı çıkarmış kokluyordu. Selamlaştılar. Garson hemen iki...
“oturdukları” sözcüğü
13 yazıda 14 geçiş bulundu.
oturdukları, oturduklarından eşleşmeleri dahil edildi.
.... Tek elemanlı küçük bir kumaşçı açtı. Sonra, orası da çıktı elden. Ardından elinde daha başka ne varsa. Sıra oturdukları eve geldi. Semra direnmesinin karşılığı yüzündeki morluklar oldu. Sokağa nasıl çıkacağını bilemedi. Saim, mer...
...ber demedi “İki adım ötedeki şehirde yaşayan yabancı olur mu baba?” desen de. Yetmedi, evlerine gidip dönüşte oturdukları mahalleyi, annesini babasını kötüledi. Kızdın, çok kızdın. Protesto etmek için beline kadar olan saçlarını er...
...i geçti. Yoluna devam eden güneş gölgeleri uzatıyordu. Çok geçmeden sessizliği bozan karşıdaki inşaata ulaştı oturdukları binanın gölgesi. Sürekli çalışan, sağa sola dönen vinç uzayan gölgelere tepeden bakıyordu. Vinç operatörünün...
...için bu kadar telaşlanıyordu. Yerinde duramıyordu. Bir pencereye bir dış kapıya gidiyordu. Onunla karşılıklı oturdukları koltukların ortasına geldiğinde durdu. Elini cebine attı. Cep telefonunun tamire gitmeyi beklediğini unutmuşt...
...kına sahip değiller mi?” Ama kime diyoruz, çevreciler ve hümanistler kısa süreli bir alkış tutuyor bizlere ve oturdukları koltuklara geri dönüyor, bu emekli adam da hakaret davası açacakmış gibi görünüyor, biz de dilimizi bağlıyor...
...li odada bulunan güvenlik görevlileri, “şeytanın gözü” rolünü üstlenerek, o paralara zarar vermek isteyenleri oturdukları yerden paramparça edebilirler. Anlayacağımız şu ki Fâtımâ'nın Eli, armut toplamıyor. Şimdi bir durup düşüneli...
...k yaptığı yollu sitemleri işitmeye tahammülü yoktu. Üstelik bu kez iş daha ciddiydi. Sessizliği, orta yerinde oturdukları gece kadar fırtınalıydı. Gözleri, kıyıdaki küçük ahşap iskeleye bağlı, inip çıkan yorgun sandala takıldı. San...
...rce tonu bir anda bırakana alışamamış ve sonunda ölmüştü. Garın içinde unuttuklarına dönüp baktı. Kırk dakika oturdukları bankta, solmuş bir kahkaha duruyordu. Parmaklarını yaka yaka çay içişleri, bir salkım söğütün altında öylece...
...etini ağabeyine uzattı. Baran bir tutam döktü avucuna. İkisinin de ağzı, elleri boya içindeydi şimdi. Üzerine oturdukları taştan, pantolonlarına yayılan ıslaklık büyüyordu. Baran hapşırdı. Ablası tencereyi karıştırırken, "Vallaha h...