...ediği anda bir umut ışığı yandı. O günlerde, emekli olduğu yıl İstanbul’da sur içinde güç bela aldığı dairede oturuyordu. Apartmanın başkanı görevi bıraktığında hiç düşünmeden yöneticiliğe talip olmuştu: Öyle para pul için değil...
“oturuyor” sözcüğü
18 yazıda 19 geçiş bulundu.
oturuyor, oturuyordu, oturuyordum, oturuyordun, oturuyorken, oturuyorlar, oturuyorlardı, oturuyormuş... eşleşmeleri dahil edildi.
...doğru gelen koca bir yumruk oldu. Genç adam kendine geldiğinde gözlerini açmakta zorlanıyordu. Aynı koltukta oturuyordu ancak bu sefer kendisini koltuğa sıkı sıkı bağlamış bir halat da ona eşlik ediyordu. Midesini kazıyan açlık h...
...kendine ait hissettiği dört katlı bir binanın en üst katında, ayaklarını olmayan duvarlardan aşağı sarkıtmış oturuyordu. Yapı oldukça sağlam olmalıydı ki geride kalan dört nükleer saldırıdan sağ kalan tek bina buydu. Hoş, duvarla...
...e kalan güzel anılarımız ve tabii ki hayatta olanlar… Mektup elimde, bahçeye bakan küçük odamda, camın önünde oturuyordum. Önce kokladım zarfı ve göğsüme bastırdım. Ablama sarılıyor gibi… Onu her geçen gün daha çok özlüyordum. Yeri...
...gidenler, okuldan dönenler, arabadan inenler, arabaya binenler, buluşmalar, kavuşmalar, ayrılıklar… sokağında oturuyordu. Bazı sokaklardan nadiren insan geçtiği olurdu. Oysa Ayşe Hanım’ın sokağındaki kedilerin bile acelesi vardı s...
...sitemlerine kulaklarını tıkadı. Füsun’la daha çok dertleşmeye başladı. “Annem de boşandı babamdan, ağabeyimle oturuyor. Sen de başına daha çok iş açılmadan boşan abla bu adamdan. Hem bak parasız da kaldın,” diyen Füsun’a “Zor, ç...
Kahvaltıdan beri orada oturuyorsun. Bu demir çubuklu yüksek kapıdan, her zaman olduğu gibi yiyecek getiren arabaların ve personelin dışında giren olmadı bu saate dek. Ama sen inatla gözlerini yapıştırdın. Kaçıracaksın diye ödün kop...
...ola çıkan şoför gaza bastı. İsmail’in çocuksu coşkusu içinden taşıyor, gülümseyen kostümünü giyip dudaklarına oturuyordu. Şoför vakit kaybetmeden işini bitirip keyfine bakma derdindeydi. Araç biraz daha hızlandı. İsmail, bir an ön...
Eski yolcu otobüsünde, hemen çaprazımdaki koltukta oturuyorlardı. Annesi olduğunu tahmin ettiğim bir kadın cam tarafındaydı. Çocuk, iri mavi gözlerini dikmiş beni inceliyordu. Sonra ben de onu incelemeye başlamıştım. Üzerinde ilmekle...
...oğru “tövbe estağfurullah” derdi. Mutlu veya ayrıcalıklı olmak onu utandırırdı. Dükkânının iki arka sokağında oturuyordu. Yalnız başına yaşıyordu, bildiğim kadarıyla hiç evlenmemişti. Bunun konusu da edilmezdi. Diğer esnaflar gibi...