...imiz tüm şaraplar şehrin kanalizasyonlarında Yürüdüğümüz tüm yollarda izlerimiz silik Kurduğumuz tüm hayaller parlaklığının sonlarında Aldığımız tüm biletler kutularda ezik büzük Kaldığımız tüm odalar sevişmelerimizle müstesna Alamad...
“parlak” sözcüğü
54 yazıda 77 geçiş bulundu.
parlak, parlakamet, parlaklık, parlaklıkla, parlaklıktı, parlaklığa, parlaklığı, parlaklığından... eşleşmeleri dahil edildi.
...… Düşün peşime, hazırım koşmaya… Hazırım koşmaya bir düşün peşinde. Bir güneş kadar yorgun ve bir güneş kadar parlak doğarım her köşene. Yalnızlık yaratılış gereği ama pencereme ay gerek. Belki bir gelgit evrende, belki yeni b...
...dışarıya hamle yapmıştı ki zınk diye durdu. Sonra şaşkınlıkla içeri hamle yapınca simitçinin belindeki gümüş parlaklığa giden yay gibi gergin kolunu gördü. Duyduğu “klick,” sesiyle irkildi. Sağa sola bakınarak inip birden hızla k...
...andırıyordu - böyle yerlerde yıldızları da görebilirsiniz aslında, nereye bakarsanız bakın, hepsi kocaman ve parlaktır. Böyle bir akşamda saatiniz on saat geri ya da ileri gitse de ne fark eder ki. Hiç sevmem bu kadar güzel akşa...
...eyi, defalarca: "işçisin sen, işçi kal, giy dedi tulumları". Gözündeki yaşlar görüş açısını bozmuş, altındaki parlak gümüş renkli otomobil o dakika kocaman bir kabağa dönüşmüştü.
...camdan bir mezar inşa etmeye o fanusa kapanmaya karar verdiğimiz gün başlamışızdır nasılsa ölmeye; içten içe, parlaklığını gün geçtikçe daha da yitiren bir camın içinde. Vakit, kırılmayı bekleme vaktidir artık. Yazan: Damla Demir
...t DEĞİŞEN DÜNYANIN İNSANLARI ABD'li korku ve bilim kurgu yazarı Ray Bradbury, 1947'de yazdığı Bright Phoenix (Parlak Anka kuşu) isimli kısa öyküsünün ana fikrini koruyarak yaklaşık 9,80 $ daktilo kirası bedeliyle revize etti v...
...de, öz amcam beni ölüme sürüklerken, çığlıklarımı halı altına süpürdüler. Üst komşum, düşler ülkesine göçmüş, parlak saçlı kızının başını okşuyor. Amcam karşımda bana bağırıyor. "Bunca yıl sana ben baktım! Annen, baban gidince...
...vakit ormanın kapkaranlık, esrarengiz kısımlarından birindeydi. Orada lületaşından inanılmaz derecede büyük, parlak bir mağara buldu, yorgunluktan zayıf bir çubuk gibi iki parçaya ayrılacak durumda olan bacaklarıyla zar zor i...
...nımaya başladım, hatırladıkça; ve hep böyle oldu. Ben doğurmuştum onu bu karanlığa. Teni çok ince, yumuşak ve parlaktı. Bakışları tunçtan bir örs gibi mıhlanırdı yeryüzüne. Yine de gözlerinde hep hüzün taşırdı. Onu ben doğurmuşt...