...ai beş buçukta bitiyor. O yüzden ağır ağır Bağdat Caddesi’nden geçerek eve dönmeye karar veriyor. Hava nefis, pırıl pırıl bir bahar günü… Ne çok insan var caddede, sanki kimsenin çalışmaya ihtiyacı yok gibi bu semtte. Bir yer...
“pırıl” sözcüğü
16 yazıda 31 geçiş bulundu.
pırıl, pırıldı, pırılmış, pırıltı, pırıltıları, pırıltılı, pırıltılıydı, pırıltısı... eşleşmeleri dahil edildi.
...ddetleniyordu. Aylarca sürdü kanlı savaş. Sonrası?.. *** Bahar yaza dönmüştü. Rüzgâr hafiften esiyor. Gökyüzü pırıl pırıl. Güneşin altında masmavi deniz miskin miskin uzanmış, kış yorgunluğunu atmak istercesine. Açıktaki balı...
...zdi öyle hemen. Her birinin ayrı derecelerde bir yerinin olduğuna vâkıftı kâinatta. İspat etmek için değil, o pırıl pırıl hazinesini sunmak içindi çabası bu denli. Sabreder, beklerdi. İncinirdi kimi zaman, incinmemişliklerden...
...de mücevher gibi parıldayan bir su damlasının üzerindeyken tam… Pat! Tüm ışıklar yok oldu, tüm renkler, tüm o pırıl pırıl ayrıntılar. Hayatta en çok korktuğun şeyle baş başa kaldın.” “Hayatta en çok korktuğum şey yalnız kalma...
...parça parça bulutların ardından zaman zaman gün yüzüne çıkan utangaç güneş ve hafif dalgalı denizin üstündeki pırıltıları, kordonun arnavut kaldırımının üstünde tahta bankları -bazı kırık, eksik tahtalarıyla- ve tahtalarına işlenmi...
.... Anlattığına göre dünyada dalmak için en güzel yerlerin başında Kızıldeniz gelirmiş. Deniz bir akvaryum gibi pırıl pırılmış. Mercanlar ve başka adını bilmediğimiz çok çeşitli deniz canlıları inanılmaz bir renk cümbüşü yaratı...
...e yılgınlığa düşmemeleri hususunda insanlara uyarılarda bulunmuştur. "Halkım ben, parmakla sayılmaya. Sesimde pırıl pırıl bir güç var; karanlıkta boy atmaya, sessizliği aşmaya yarayan. Ölü, yiğit, gölge ve buz ne varsa, tohum...
...mlerini adım adım incelemezsek sonuç istenmeyen bir hâle bürünebiliyor. Ve bu cümleye kadar aklımızda tek bir pırıltı oluşmadıysa uyanma vaktini çoktan kaçırdık diyebilir miyiz? Mesele, başlı başına bir karışıklık; birilerine u...
...orlu ışıklarıyla Dara’nın çevresinde halay çekiyordu. Bütün kadınlardan nefret ediyordu. Kadınlar da kum gibi pırıltılıydı, kadınlar da kum gibi kaygan ve kaypaktı. Doludizgin bir rüzgâr esiyordu Dara’nın kıyılarında...” * Bir taraf...
...iyorum; "hastaneden çıkınca takarsın". Yürümeyi ve kasket takmayı seversin çünkü. Gözlerinde cılız bir sevinç pırıltısı beliriyor, işte yine dedim bir şey, yarın için ona umut verecek bir şey. Çocuklaşıyorsun, "mavi olsun rengi"...