...de dinleyin… Hitit Kraliçesi Puduhepa savunmasını okuyor, Asurlulardan kalma bir saray yanıyor, yanık kokusu rüzgârın sesiyle çoğalıyor… Büyük İskender, Hızır Yaylası’nda konaklıyor. İlk ceza yasasını uyguluyor bu çamursuz düzl...
“rüzgar” sözcüğü
39 yazıda 50 geçiş bulundu.
rüzgar, rüzgara, rüzgarda, rüzgardan, rüzgarla, rüzgarlar, rüzgarlara, rüzgarların... eşleşmeleri dahil edildi.
...karı süpürüp, toprağı gökyüzünün altına serdi. Parmağının ucunu kesip, bir damla kan akıttı mezara. Saçlarını rüzgara sundu Lamia, kadın kanına susayanların susuzluğunu zehirlemek için sabırsızlanıyordu şimdi. Toprak açıldıkça...
...ardan sana ulaşmak Onca damla arasından geçip Sana ulaşmak Her şey yağmur olmakta bitiyor Demek ki Belini bir rüzgârda kavramak Saç telinin çiçek bahçelerine dokunmak Teninde ısınmak, teninde kaybolmak Her şey yağmur olmakta bit...
...tediğim o küçük kız çocuğu. Düşüncelerimden sıyrılınca eve yaklaştığımı fark ettim. Araçtan inip eve yürürken rüzgârın falakasına yatmış gibiydim. Gece, korkutucu bir siyahlığın içinde coğrafyayı başka bir yere savurmak istiyord...
...a yaklaşınca su birikintisini kırmızıya döndürmüş şeyin o olduğuna emindim. Biraz daha yaklaştım. Yağmurun ve rüzgârın etkisiyle dökülmüş bir boya kabı. Kırmızı. Kırmızının üzerine yattım. Üstüm başım kırmızı. Eğer bir yerlerde...
...rı, sıcak kaldırımlarda yavaş yavaş ilerliyorlar. Yüzünde kurumaya yüz tutmuş yaraları sarmalıyor - yağmurlu, rüzgârlı ve telaşlı bir havada dalgalanan kara çarşaf misali uzun saçları. Yeşil gözlerinden akan damlalar, kırmızı ya...
...ondandı. Ne tutkuydu benimkisi be. Mahallenin başında beklerdim her akşam. Tam konfeksiyon dönüşü. Salındığı rüzgardan bile kıskanırdım. Her gördüğümde daha çok severdim nasıl oluyorsa. Konuşmasına, bakmasına hatta karşılık verm...
...demli bir çay doldur saatin kaç olduğunu düşünme, yabancı değil bu saatler vapurların sesleri gelmiyor sana, rüzgârların sesi belki. Nereye yürüyeceğiz, mutluluğun kana kana içildiği bir yer olacak sen bekle beni o yıldızın altınd...
...bir nesne yoktu. Ne park hâlinde bir araba, ne başka bir insan… Ne bir kuş ötüyordu, ne de hafif de olsa bir rüzgâr çıkıyordu. Sadece hiçlik ve karşısında diz çökmüş Cemal. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, o demirden bile soğuk,...
İşte vakitlerden bir sonbahar Yürüyorum uğultusunda rüzgârın Sokak alabildiğine uzun Evler yaslı, evler soluk. Sırtımda güzel günlerden kalma Eski püskü bir palto Üşüyor bu kez cılız bedenim Vurdukça yorgun taşlara ayaklarım Isı...