...tışları gibi değil de yeni doğmuş bir bebeğin kalbi kadar istekli atıyor. Konuşmak istiyorum. Hiç es vermeden saatlerce konuşmak, kendimi anlatmak… Artık anladım ki benim öldürmek için çabaladığım şey başka bedenlerde, başka gözl...
“saatlerce” sözcüğü
46 yazıda 52 geçiş bulundu.
...peşinden koşmak zorunda oldukları işleri, onları korkutan sorunları, uymak zorunda oldukları katı kuralları, saatlerce sıkışıp kaldıkları ışık almayan odaları vardı ancak bu ikisinin yoktu, hep öyle düşünecektim. Yağmur yağdığın...
...emisinde pinekleyen sıçan gibidir. Çaresizlikle başımı ellerimin arasına aldım. Ağlamak istedim sadece. Belki saatlerce… Yapayalnız bir odada, boğucu bir bunalım ve aradığını bulamama duygusuyla baş başa... Camdan sarkan bir köpe...
Yağmur saatlerce yağdıktan sonra azalsa da hâlâ dinmemişti. Çinko damların altındaki yataklarda çocuklar henüz uyuyor, çatıya vuran damlaların sesleri uykularını iyice ağırlaştırıyordu. Saat erkendi. Sadece birkaç kişi, sobaya bi...
...rtasına yerleştirilirdi. Çörek hamurunu yoğurmak güç gerektirdiği için o akşam Stavro Amcası eve erken gelir, saatlerce süren hamur yoğurma işini üstlenirdi. Uzun uzun yoğrulup kıvama gelen hamurun üzerine haç işareti çizilir, te...
...kendini toprağa. Her gün geliyor ama aynı miktarda su veriyordu. Mezar taşlarıyla o zaman konuşmaya başladı. Saatlerce orada oturduğu, konuştuğu olmuştu. Garip olan kendi kendine konuşuyormuş gibi hissetmemesiydi. Zihni çok dolu...
...Özge. Ama hayır, ben bile gerçekten ben değilim. Sana tüm o hikâyeleri anlatan… Seni bir yerlere sürükleyen, saatlerce konuşan ben var ya, ben değilim, o da yalan. Gözlerimden yaş süzüldü. Ben susarım Özge, dedim. Ben susmayı se...
...aklımızı efsanelerle çelerdi, biz de unuturduk yaraların hikayesini sormayı. Anneannemin cebinden çıkanlarla saatlerce dolanırdık geçmişin çatlamış sözcüklerinde. “Ziyaretler baş kaldırmış, zemherinin ortası, benim bacaklarım da...
...poşetlerde yiyecekten çok içki şişeleri boy gösterirdi. Ve birkaç kitap. Çok okurdu. Artık ne varsa onlarda. Saatlerce dalardı öyle zamanlarda. Öyle ki bazen içkiyi bile unuturdu diyebilirim. Bazı sayfaları kırmızı kalemle çizer...
...kucaklayıp bütün hasreti içime çekecek kadar. Sırtını sıvazlayıp bastırıp nefesini göğsümde hissedecek kadar. Saatlerce, günlerce, aylarca konuşup, konuşacak çok şeyin olduğunu bilmek kadar özlemek. Şimdi burada olsaydı demeye ha...