...ki acı bir tebessüm eklendi. Ya şunlar… Şu kahve ve kömürden başka nesnelerin renginden nasibini alamamışlar. Sakladığı yerden çıkardı onları. Topuklarına varan eteklerle boynunu en az iki parmak kapatması gereken uzun kollu bluz...
“sakladığı” sözcüğü
25 yazıda 26 geçiş bulundu.
sakladığı, sakladığım, sakladığımı, sakladığımız, sakladığın, sakladığını, sakladığınız eşleşmeleri dahil edildi.
...lerle donatacak…” Aziz’in yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen hâlâ normal bir yaşam sürebilmek için derinlerinde sakladığı bir arzuyu açığa vuruyor. Aziz, normal yaşama asla kavuşamayacağını bilse de; Ebru, Aziz ile kitabın kötü kar...
...rla yürüyorum. Uzaktan pazarcıların sesi işitiliyor. Yaklaştıkça müşterilerin uğultusu eklendi. İçinde neleri sakladığı bilinmeyen gürültü bu hafta neden geciktiğimi soruyor. Aldırış etmedim. Pazarın girişine ulaştığımda kararsız...
...odamda ara ara taktığım uzunca peruğumu tekrar başıma geçirdim. Olmayan göğüsler yarattım kendime. Dolabımda sakladığım kıyafetleri giydim; mini etek, topuklu ayakkabı. Bu hâlde evin yolunu tuttum. Bu bir başkaldırıydı benim için...
...ış. Siyah, yarım parmak eldivenlerinin ipleri sökülmüş. Ölümün yanında gelmiş belli. Uzun, kirli sakallarının sakladığı pembe dudakları toprağı öpmüş de gelmiş. Yüzü, kireç misali bembeyaz. Bir adım atıyor yavaşça. Sağ ayağı önde...
...r hâlinden belli adamın adımlarıyla yürüyordu. Surların dibine ulaştıklarında şarapçı, yıkık surların arasına sakladığı kartonu çıkartıp yere serdi. Az önce üç beş kuruş kopartamadığı adama baktı sarhoş gözlerle. Mekânına gelen y...
...yse neden kurtarıyorum onu? Tek bir cevabı var; en öze dönelim, en öze. Özün özüne, görmek istemediğimiz öze, sakladığımız öze, korktuğumuz öze, arada bir sesini duyduğumuz ama susturduğumuz öze-töze. Öz: “Bu zamana kadar yaşamayı b...
...iyi olacakmış gibi hissettim önce. Sonra “Münevver” dedim içimden. Mektuplarını hâlâ özenle kilitli çekmecede sakladığım, sadece yılda bir defa açıp okuduğum kadın, dedim. Onu otuz iki yıl sonra görmeye hazır olup olmadığımı düşün...
Geçmişin tozlu raflarında sakladığı anıların birinden ibaretti. Nereden çıkmıştı şimdi birdenbire? Köşesi yıpranmış siyah beyaz bir fotoğraf kadar eski, dünyaya gelen bir bebeğin çığlığı kadar yeniydi yüreğindeki yeri. Ateş, üfle...
...e bir hükümdar yalnızlığı ne de bir halk kalabalığı. Bir zaman diliminde sıkışıp kaldık. Hayatın, köşelerinde sakladığı toz kırıntılarıyızdır artık. Sahi gülüm, insan neden geceleri hüzünlenir böylesine? “Kal” diyorum, ansikloped...