...atıyor ve o plastik bebeği ayağımda sallıyor oluyorum hep. O mahalleden çıkamıyor, hep saklambaç oynuyor, hep sek sek oynuyorum. Üç-beş gün habersiz kaldığımda sokağımdan, akşamları bitmek bilmeyen anı yolculuğuna çıkıyor,...
“sek” sözcüğü
3 yazıda 4 geçiş bulundu.
sek, sekans, sekanslar, sekanslarla, sekansta, sekanstan, sekansı, sekansında... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...biyim. Dikine giden gün ışığının inadını tül perdem ile kırabiliyorum ama adamın inadını kıramıyorum. Çayımın şekerindeki, şeker ile terbiye ederek kaçırmışım tadını demin. Hangi rüzgâr attı beni dünyaya diye düşünürken, saçl...
...ile oldu diyebilirim. Daha tamamlanmamış salonda kendine bir yer bulup oturan Ayşe abla hiç susmadan seri bir şekilde anlatmaya devam ediyordu. Anladığım kadarıyla üç sene önce eşinden boşanmış ve buraya taşınmış. Çocuğu olmadı...
...aları Coppola gerçekleştirdi... Nehir boyunca cehennemin derinliklerine yapılan bu belirsiz yolculuk bir dizi sekanstan oluşur. Kamboçya'nın iç bölgelerinde Kuzey Vietnam'lılara karşı savaşan Kurtz (Marlon Brando) görevini tamaml...
...geç kalan bu çocuğa ne yapacağını merak etmiştim. Çocuğu karşısında gören babam kollarını iki yana açmış bir şekilde çocuğa doğru koştu, kafasını avuçlarının arasına alarak bir süre bekledi. Bu şekilde çocuğun yanaklarını ısıt...
...aymunların kültürlerinde varyasyonu tetikler. Eski gereçlerden, kemikten silah yapmaya başlarlar. O unutulmaz sekansta maymunun silahı kemiğin havaya savruluşu, bağıntı kurgusu'yla kesif kara boşlukta dünya yörüngesinde dönen be...
...abiliyoruz. Bu kadar zor, gizil ve bu kadar akıcı olmayı başaran Vişnenin Cinsiyeti’ni cümle cümle, sesli bir şekilde okumak istemem bundandı sanırım. Sindirilemeyecek hiçbir cümle kalmasın istiyor insan. “Bir zamanlar hepimiz...
...enmeye doyumsuz algısına hayrandı. Tahtı için gönlünden geçen oydu. Neticede Tolan’dan önce doğmuştu… Ülda’da sekiz ay süren kış sonunda iki ay ilkyaz ve o denli serin geçen iki ay yazdı. Mevsimin bu zamanı bahardı. Azur mavi...
...aşça yürüyüp hüzünle ağlıyordum. Bir denizmişim de dalgalarımı buruşturup atmışlar gibi. Kalbimin sancılı bir şekilde sızladığını, göğsümün kafesini kırmak için sert yumruklar atışını hala anımsıyorum. Ama ne yapabilirdim ki? U...
...ay..." Bir önceki sayımımızda karşımıza "konuşmayayım" çıksa dahi, içimizdeki bu açılma isteği sebebiyle, bir şekilde konuşmaya fırsat aramaya devam edeceğiz. Cesaretimiz de yok diyelim... Ne yapmak gerek? Doğru bildiniz, TOTEM...