...'i Allah belledi. Kemal o günden sonra Genceddin'in gölgesi oldu , yağan yağmura şemsiye, çekilen bıçağa set, sıkılan kurşuna duvar etti bedenini .Genceddin uzun bir süre sadakatini ölçüp biçti Kemal'in. Genceddin; kahve işlett...
“sıkıla” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
sıkıla, sıkılabilirsiniz, sıkılacak, sıkılacaksın, sıkılacağım, sıkıladı, sıkıladım, sıkılan... eşleşmeleri dahil edildi.
...n ter içinde uyanmıştı. Parça parça uyuduğundan rüyaları da bölünmüştü. Gece uyurken bağladığı beyaz tülbendi sıkılacak gibi ıslaktı. Ezan okunurken kalktı, buz gibi suyla abdest alıp namaza durdu. Dua etti bir de. Yıllardır yapt...
...iş kimsenin bilmediği yaban ellere. Nimet dudağını telefona götürüp Cemal’ini öptü, gözlerini yumup, göğsünde sıkıladı. Yüzünde güller açtı. Sen benim yüreğimin gittiği yersin Cemal. Güldü kendine. Amma da afili laf ettim. Öyle...
...belerte. İkindi vakti bir grup çocuk evlerinin önünden gülüş cümbüş geçip gitmişlerdi. Odada tek başına canı sıkılan Çetin bahçeye çıktığında sokakta görememişti kimseleri. Bahçe duvarına oturmuş, gökyüzünde dans ederek uçan k...
...aktan geçen taksinin zincirli tekerleği, çamurlu kar karışımını üstüme tükürüveriyor. Lanet olsun. Adımlarımı sıkılaştırıyorum. Artık kayıp düşmekten de korkmuyorum. Fırının içi cennet. “İki ekmek” diyorum, acele etmeden. Fırıncı çırağı...
...den doğan kavramın kesiştiği noktada duruyor. Yazının geri kalanında bahsettiğimiz sosyo-ekonomik duvarlardan sıkılan kişiler için Bandersnatch’in açtığı yol yeni bir umut kapısı. Dizinin içeriğindeki drug, şiddet, oyun, delili...
...apının arkasında öğretmeninin kendisini fark etmesini bekliyordu. “Gel kızım, neden orada bekliyorsun?” Utana sıkıla girdi sınıfa. Elleri, yüzü soğuktan kızarmış, derse geç kalmanın verdiği mahcubiyetle öğretmenine bakıyordu....
...lenemezdi. Yok, yok! zamanla kızmaya başlamıştı. Sık sık anlamsız tartışmalara giriyorlardı. Bu durumdan canı sıkılan adam balkonlu küçük odaya geçiyor, saatlerce hareket etmeden oturduğu koltukla bütünleşiyordu. Anılarını eşel...
...ş ışığa bağırdım. “Sakın korkma babaanne, e mi?” Ağladığını işitiyordum. Şişe mantarı hâlâ avucumdaydı. İyice sıkıladım. Babaannemi parmaklarımın ucuna alıp, pantolon cebime attım. Bizi ayıramamışlardı.
...Ellerini tez tutsunlar.” Yapılacak pek çok işi vardı. Şalvarına sıkıştırdığı elbisenin etek uçlarını yeniden sıkılayıp yanmamakta direnen ocağı üflemek için çömeldi. Derin bir soluk alıp birbirine çattığı odunların üzerine uzun...