...ni duvara fırlattığın masadaki gondolun yenisini de yere çarpmak için can attın. Ellerin titredi. Kesik kesik soludun. Yine tansiyonun çıkacak, yine başın ağrıyacak. Ben yanında olmadığım için belki de buz torbasını kendin basa...
“soludu” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
soludu, soluduk, soludukça, soludum, soludun, soluduğu, soluduğum, soluduğumuz... eşleşmeleri dahil edildi.
...i defalarca yaşamıştı. Keyifle devam etti: “Bugün bol bol İstanbul’un eşsiz güzelliklerini yudumladık. Tarihi soluduk. Galata Köprüsü’nün altında Boğaz’a karşı yorgunluğumuzu attık. Günü Tarihi Yarımada’da sonlandıracağız. İsta...
...Kar boran kış artık benim baharım.Düşüm de günüm de anıyla doldu,Tek bir tel saçınla avundum kandım…Sen kokar soluduğum her bir zerre,Ölmüş yaprakla dolu hazan mıyım?Bürünmüşüm hepten gama kedere,Bilmem ölü müyüm yaşayan mıyım?Ru...
...adamayacak olmanın bilgisi, ne kadar da bozulmuş geliyor insanın zihnine. Farklı insanları görememek, onların soluduğu havayı soluyamamak, yaşadıkları telaşa yakından tanık olamamak… Şimdi her şey ne kadar da yanlış geliyordu gö...
...ya başladı. Topuklarımdaki titreşimleri hissediyordum. Barut kokusunu andıran bir kokuyla heyecan buharlarını soludum. Makinenin çalışma prensibi elektro manyetik rezonans bazlı olup buharla birlikte ilgili hormonun salgılanmas...
...ğımız ev -ki evim demeye dilim varmıyor, çünkü bunu hiç hissedemedim- içindeki eşyalar, o eve has koku, hatta soluduğum hava; eşikten adımımı attığım ilk andan itibaren bana oldukça yabancı geliyor. Ve bu yabancılığın üstesinden...
...n gidince düzelmedi hiçbir şey haberin ola. İnsanlar kirli; düşünceler, duygular, niyetler kirli. Hâlâ kirli. Soluduğum havayı da kirletmişler, kendilerini de. Ey İstanbul, burnun havada falan ama niye bırakıp gitmiyorsun bizi. T...
...iriyim! Nefesin kadar, kokun kadar yakınsın bana; dinle, sana kendimi hatırlatayım. Üstünde yürüdüğün toprak, soluduğun hava, dokunduğun taş parçası, geçtiğin tozlu yollar, sonsuz ufuğum ben; eskitilmiş bir köprü, hem bir gazi he...
...usallat olabilir, bir düşünün. Şu dışarıda şakıyan bülbül, kapısı açık fırın, dirseğinizi dayadığınız koltuk; soluduğunuz hava, sizi, beni, hepimizi kendi içine hapsediyor, görmüyor musunuz aziz kardeşim! Şu sakinlik dalgasının gör...
...bir şeyler yazardı. Çoğunluk yırtıp çöpe atardı yazdıklarını. Farklı bir mutsuzluk akardı yüzünden. Burnundan soluduğu böyle zamanlarda köşemde uyuyormuş gibi yapardım. Bir keresinde kafası her zamankinden daha kıyaktı. Çok nadi...