...nmam. Bundan da uzak duralım ve bambaşka yerlere uzaklaşalım, hani şu “Bakalım, elimizde ne kalmış?” sorusunu soranların yanına… Bizden bir şeyler saklamayı bırakanlardan bazıları, en azından ceplerini karıştırmaya başlamış, eller...
“soran” sözcüğü
18 yazıda 18 geçiş bulundu.
soran, sorana, sorandı, soranlara, soranlardan, soranların, soranı, soranın eşleşmeleri dahil edildi.
...ttiğim, tıpkı bugüne benzeyen bir gündü karım intihar ettiğinde. Konuşmayı becerememiştim bana, “Neden?” diye soranlara karşı. Bilmediğimden değil, bildiğim şeylerin sınırlarının yetersiz olduğunu fark ettiğimden susmuştum. Ve iş...
...benzemeyen, yoksulluklarını sessizce haykıran topluluğa bakıyorlardı göz ucuyla. Burada ne işleri bulunduğunu soran bakışları gizleyemiyorlardı. Yaşlı büyük ortak konukları selamlayıp dev ekrandan gözlerinin ayırmamalarını ri...
...ten gelince Deniz ve Seçil'i çıkmaya hazır buldum. Betül'le buluşacaklarmış. Seçil yüzüme sırıtarak bakarken, soran gözlerle Deniz'e döndüm; gözlerinde ne cevaba, ne de duyguya benzer hiçbir şey göremedim. Betül, Deniz'le ort...
...hiç yaşamıyormuş gibi sadece soluk alarak günlerini tüketebilir ki? Geldim geleli ne geleni var ne de arayıp soranı. Hiç değilse bir telefonu olsaydı belki konuşmalarından anlardım, kimdir, nedir? Neyse ki gidecektim. Onu, on...
.... Ben ve köpek kaldık bir tek. Gözümün ta içine bakan, arada kaşlarını yukarı kaldırarak bana çeşitli sorular soran yeni köpeğim-iz-le başbaşayım. Günler geçip gidiyor, birbirinin aynı. Hep aynı koltukta, senin oturmayı en se...
...okaklarını, anamı düşündüm bir süre ne çok severdi beni. Zaten bir tek o severdi. O gittikten sonra ne halimi soran oldu ne de başımı okşayan. Babamla mutlu olmalı ki o da gelmedi uzaklardan. “İsmail hayırdır nereye?” diye so...
...n kaplama bir Azeri, "ne oynadınız yukarıda" diye sordu sevimsiz bir sırıtışla. Anlamadan baktı yüzüne soruyu soranın. Yaşlıca bir kadın, daha düzgün bir aksanla "ebenin körünü!" diye payladı onu. Azeri, omuz silkip Neskafe mak...
..., yakar ocağını. Geldiğini duyan köy halkı dolar damına. Sohbet sohbeti açar. “Çocuklar nasıl, Firdevs?” diye soran olursa; “İyiler,” der. “Oğullarımı, efendi diye diye yere göğe kondurmaz şehirliler…” Komşuları eli boş gelme...
...Yudumladım Zamanın bozuk terazisinde Kan yerine Acılar, dolaşırken damarlarımda Acemi bir çocuktum ben… Soru soran dudaklara aldandım. Anladım her şeyi. Bir volkan gibi kabaran Coşan, kırılan acıların Yansımasında sözcüklerl...