...a. Kadın birkaç dakika sonra içeri geldi. Islak ellerini önüne bağladığı peşkire siliyordu. Çocuk aç mı, diye sordu genç adama. Acıktım, dedi çocuk. Çok utandı, dememeli miydi acaba. Bir adama bir kadına bakıyordu şimdi. Açlı...
“sordu” sözcüğü
83 yazıda 138 geçiş bulundu.
sordu, sorduk, sordukları, sorduklarında, sorduklarını, sorduktan, sordukça, sordular... eşleşmeleri dahil edildi.
...ne yumurtlayacaksın, bir gün de rahat ver!” deyince “Baba, dünyayı avucunun içinde tutmak ister misin?” diye sordum. “İstemem mi?” dedi muzip muzip gülerek. Çıkarttım topu çantamdan, koydum avucuna. “Yine mi bu musibet?” dedi...
...anımdaki rahibe sepetini yere düşürdü, ben de yere uzanıp aldım, ona verdim. Bağış için para topluyor mu diye sordum. Hayır dedi. Bavuluna sığmamış sepet, o da böyle elinde taşıyormuş. İnsana, baktığında çok güzel gülümsüyordu...
...diyorum.” dedi adam. “Ama seni terk etmiyorum.” Söyleyecek başka bir şeyi yokmuş gibi sessizdi. “Neden?” diye sordu kadın, adamın ardından. “Hani çok seviyordun? Her şey bu kadar güzelken… Neden?” Boğazı düğümlenmişti. Sustu...
...göz. Kendisinde de aynı bakıştan vardı. Babasında da… Peki, bu nasıl mümkün olabiliyordu? “Neden bugün?” diye sordu. “Neden daha önce değil de bugün?” Ağlamaklı oldu daha yaşlı olan bir çift ela göz. “Gel içeri.” dedi. “Gel d...
...remediğim ablama gidiyorum,” dedi kızıl saçlı kadın aniden. “Son durağa kadar benim yolculuğum. Ya sen?” diye sordu. Bu samimiyete önce şaşıran sonrasındaysa içten içe sevinen kırmızı ceketli kadın: “Yaa öyle mi, ne güzel. De...
...rkadaşımı nasıl teselli edeceğimi bilemiyordum. “Hadi dedemin yanına gidelim.” Dedi sonra. “Nasıl yani?” diye sorduğumda mezarlığı işaret etti. Çok istemeyerek de olsa teklifini kabul etmiştim. Şu durumda Hasan’ı kıramazdım. Eşyal...
...alışacağını öğrendiler. Hoş geldin faslı uzun sürmedi. Uzunca boylu, bıyıklı amir herkesin aklından geçenleri sordu: “İsmail arkadaş! Tekrar hoş geldin. Ama ne zorun vardı da güzelim bölümünü bırakıp bu ekibe gönüllü katıldın...
...letimi bir duvara dayayıp yanlarına gitmiştim. Hem meraklı hem de sımsıcak bakışları üzerimdeydi. Hemen adımı sordular. “Kemah” demiştim. Ardından alışık olduğum gibi anlamını da sormuşlardı ve başladım anlatmaya: “Ben doğmadan...
...ren bir kapı ve bir pencere. Eşiklerde oturmaktan kurumuş düşüncemi bir hamlede toparlayıp “Ne yapmalı?” diye sordum. Kıpırdamalı. Artık yeter, kıpırdamalı. Bir sebep bulmalı devinmek için. Oda karanlık sayılır, diye geçirdim...