...a asla kavuşamayacağını bilse de; Ebru, Aziz ile kitabın kötü karakteri Rafet’i bir hesaplaşmanın içine doğru sürüklüyor ve Aziz’de bir uyanış meydana getiriyor. Roman anlatıcısı Aziz, bir yazar. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor...
“sürü” sözcüğü
62 yazıda 83 geçiş bulundu.
surunu, suruçta, sürü, sürücü, sürücünün, sürüde, sürüdekilerin, sürüden... eşleşmeleri dahil edildi.
...ına, gülümsediğin zamanlar. Fakat o acılar bir an bile silinir mi aklından? Kendi evimde, öz amcam beni ölüme sürüklerken, çığlıklarımı halı altına süpürdüler. Üst komşum, düşler ülkesine göçmüş, parlak saçlı kızının başını okşuyor...
...e. Gece ne kadar rakı içtik hatırlamıyorum. Çok içtik. Durmadan içtik. Kaptan Muazzez Ersoy hastası diye, bir sürü nostaljik şarkı dinledik ve kim bilir kaç kere şerefe kadeh vurduk. *** İstanbul'a parmağımda yüzüğü, çantamd...
...arla, abla yeni avukat olmuş, abinin cezasına beş ay daha eklenmiş. Galip bir boşluğun içinde bu zamana kadar sürüklenmiş. Sürüklenerek gelmiş. Henüz on dokuz yaşında, çabuk öfkelenen, kolay vazgeçen, baştan çıkmış bir çocuk. Lisey...
...ni. Yirmi beş haneli köyün Zeliha’sı delirmeden yedi yıl öncesinde, tam da yedi yaşında, otlamaya giden koyun sürüsünün peşine takılarak köyden çıkar. Akşam olur, çobanla birlikte sürü de döner köye ancak Zeliha’yı ne duyan olur...
...lambası, çekmece, sofaya bakan buzlu camın önünde elde işlenmiş tel kırma bir çevre, tüplü televizyon ve bir sürü eşya. Evin bu dağınık hali sanki alelacele terk edilmiş hissi veriyordu insana; terk edilmiş ve bir daha dönü...
...bu su hipodromunun tribünlerinde, elimizde buruşmuş kuponlarımızla oturan toy kumarbazlar ve kart zamparalar sürüsüyüz. Hepimizin ağzının suyu akmış. Kan istiyoruz. Ama bu güzel an bitmesin de diyoruz bir yandan. Yarıştan keyif...
...r güneş ışıkları. Kız elini asker selamı yapıyor, uzaklara bakıyor kısık gözlerle. Uzakta, çok uzakta bir kuş sürüsü görüyor. Havada uçuşan toplu iğne başları gibi görünüyor gözüne bu sürü. İçinde bir umut beliriyor, dişleri g...
...duvarın köşesine sindi. Karşıda harlanmış soba ateşinin sesiyle gümbürdediği duvarın üstünde gölgeler Anuş’u sürüklüyordu. Sesler kulaklarını tırmalıyordu. Ellerini sımsıkı bastırdı kulaklarına Melek. Yine de dindiremiyordu Anuş’un...
...mandaydı. Düğün çiçeklerini, akşamsefalarını, papatyaları selamlayarak ormanın içinde yürüdü, gerektiğinde de süründü. Rüzgâr eserken söğüt ağacının uzun yapraklarına asıldı ve rüzgâr bitene kadar da orada sallandı, biraz şeker...