...atlamayın da sizlere verebileceğim en büyük rütbe olan uşak onuruna ulaşabilin, bu rütbenin apoletini onurla taşıyın diye. (Tezahüratlar, şarkılar, ‘bir başkasın’lar…)” Tam zamanında, tam ortasında, bitmesi gereken yerde bitti...
“taşı” sözcüğü
47 yazıda 50 geçiş bulundu.
taşı, taşıdı, taşıdık, taşıdıkları, taşıdıklarım, taşıdıklarını, taşıdıktan, taşıdıkça... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...ıkçı ağından öte Biraz ileride şehir hatları vapuru çarptı gözüme Kim bilir, şimdi kaçıncı seferinde, kimleri taşır içinde ? Tarihi yarım adaya bir reverans sancaktan yeşiliyle Ve camiden bir seda yükselir “Allahu Ekber" diye...
...güneş görmeyen, çoğu o dönem Almanya’da yükünü tutup memlekete dönen aileler tarafından satın alınmış evler. Taşındığımız gün kapıya geldiğinde görmüştüm onu ilk defa. Koca bir tepsinin içine Allah ne verdiyse doldurmuş. Annem “...
...erlik, büfede sipariş götürme, lokantada bulaşıkçılık… Ne yaptıysa sonu hep hayal kırıklığıydı. “Genç adamsın taşı sıksan suyunu çıkarırsın” diyordu babası, eklemeyi de unutmuyordu: “Güneş üstüne doğmamalı. Bak o zaman her ş...
...e takıldı. Onun yüzü gördüğüm diğer yüzlerden farklıydı. Bir annenin mutluluğunun, emeğinin, şefkatinin izini taşıyordu. Sevilmekten yorulmuş bakışları mı söylemişti bana bunu bilmiyorum. Öyle ufak tefek bir oğlandı ki her bir ad...
...bekçiniz Hakkı var ya! … sizlere ömür.” Ayaktaki işçiler kıpırdamadan duruyordu. Şantiye şefinin gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Neredeyse sandalyeden düşecekti: “Benim niye haberim yok!” İbrahim Başkomiser hazır olda bekl...
...celeri ile her çağa bir Camus ihtiyacı doğurdu. Edebiyatı ‘başkaldıran insan’ ile tanıştırdı. Varoluşçu izler taşıyan romanları ile akımın en önemli temsilcilerinden oldu. Felsefeye göz kırptı, tiyatroya dokundu, çağdaşlarını d...
...di. Arkasına bakmadan çıkıp gitti. Çağrılan eskici Kâmil Bey’in masasını tahta parasına aldı. Adamları masayı taşırken salon duvarında unutulan duvar saatine gözü takıldı. Anlaştıkları parayı Kemal’e uzattı. Duvar saati hıçkırar...
...ep o anda takılı kalmış gibi. Keşke alabilsek saatleri geri de hep aynı zamanda olabilsek. Şehrin bütün isini taşıtmışım gibi küskün bir bakış atıyor ipte unutulmuş çamaşırlarım. Sobamdan arta kalanlar fonuyla uyum içinde savruluy...
...Bütün bu taşlar elimizde kaldı. Hiçbirini kimseye veremedik! Kimse kafasını kaldırıp bakmıyor bile bize.” “Ne taşı? Şu pazar yerine attığınız taşlardan mı? Ama onları birilerine fırlatarak veremezsiniz ki!” “Biz de biliyoruz...