...yeter kahve gözlerinin Yarım ve eksik bir hayattır bırakılan Bir sana, bir de bana... Dağlar, ovalar, göller Taşra kentleri başkent üstünden Ah şu memleket, uğruna canlar verilen Ayrılmak zaman alıyor, barışmak tek sefer. Um...
“taş” sözcüğü
106 yazıda 131 geçiş bulundu.
taş, taşa, taşabilirim, taşacak, taşacaktı, taşadursun, taşak, taşan... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...erini… Işıltısı evrendeki yıldızlar misali. İşleyene sor, işlemek ne zor… Kaftan sırtımda yük mü, mertebe mi? Taşıyana sor, anlamak ne zor… Büyüklüğü kadar yere sürünür, Yürürken tutmasını bil çamura bürünür, Yüreğinin atışını g...
...ince, yumuşak ve parlaktı. Bakışları tunçtan bir örs gibi mıhlanırdı yeryüzüne. Yine de gözlerinde hep hüzün taşırdı. Onu ben doğurmuştum kendi karanlığıma; ama o kendi karanlığıyla yaşamıştı bunca zaman. Bulmakta ne kadar zor...
...kere bıraktığın gibi yine yerlerine bırakacaksın bir bir. Bir çocuk ölecek bir gece yarısı, bir annenin kalbi taş bağlayacak, bir sela sesi senin kalbinin sesini dağlayacak ve sen onca şeye rağmen yanı başındaki odada, usul...
...çtiler. Bitip tükenmeyecek hissi uyandıran başsağlığı dilekleri cenaze aracının gelmesiyle son buldu. Musalla taşına konulan tabutun baş tarafına geçen yaşlı adam sol bileğini sağ eliyle kavradı. Öylece cenaze namazına kadar a...
...en gelir, İstanbul’daki medrese, cami gibi yapılar için kullanılıyordu. Koza Han’a kuzeyden yuvarlak kemerli, taştan yapılmış kabartma burmalarla hareketlendirilmiş ve mavi çinilerle süslenmiş tarihi bir kapıdan girilmektedir....
...dökülür hem de kulaklarımızda parçalanır. Kelimenin kökeni "bir şeyin eksikliğinden doğan acı, hasar" anlamı taşımasının sebebi de budur. Tabii ki günümüzde kullanım etkisi oldukça düşüktür; çünkü bizler bollukla tanışmış insanlar...
...i de isterdim ama nedense beni sevmeyi becerememişti ya da sevmemişti… Güzeldim, sevimliydim. Bembeyaz. Yeşim taşı gibi parlayan gözlerim de onu baştan çıkaramadı galiba. Kafamı bu konuda çok yorduktan sonra onun sevmeyi bil...
Onunla henüz karşılaşmamıştım. Hava öyle sıcaktı ki, taşlardan yükselen buğular her şeyi bulanıklaştırıyordu. Hangi ota bassam, güneşin kurutmuşluğu ile çıtırdıyordu ayaklarımın altında. Belki de onları ezdiğim için mutluydular....
...erakla ücreti ödüyor ve hazırlanmak üzere eve varıyorum. Evdeki eşyaların yarısı gitmiş, odalarda buram buram taşınma telaşı tütüyor. Salonda koltuklar dışında bir şey yok, beyaz eşyalar ve koltuk dışında her şey gitmiş aslında...