...nür denen zehirle altın aranmasını, denizi sahiplenen balık çiftliklerini, hıncahınç sıkıştırılmış balıkların tabandan başlayarak çürümelerini ve daha pek çok şeyi anlatıyor. “Deniz ekmek kapısı, deniz hayat, deniz sevgili, deni...
“taban” sözcüğü
3 yazıda 3 geçiş bulundu.
taban, tabana, tabanca, tabancaları, tabancalarıyla, tabancalıkta, tabancanın, tabancasını... eşleşmeleri dahil edildi.
...denizin dibine attı Gülin’i. Dip karanlıktı, sinek de yoktu şimdi. Biraz daha aşağı çekti kendini ve ayakları tabana değdi. Kafasını eğip yere doğru baktı ve yer yine tanıdıktı. Aşağıdaki kendi yatağına uzanmış yatıyordu. Sesi...
...denizin dibine attı Gülin’i. Dip karanlıktı, sinek de yoktu şimdi. Biraz daha aşağı çekti kendini ve ayakları tabana değdi. Kafasını eğip yere doğru baktı ve yer yine tanıdıktı. Aşağıdaki kendi, yatağına uzanmış yatıyordu. Ses...
...sanlar birbirinden farklı... Topraksız tarım mümkünken (mültecileri karın tokluğuna çalıştıran serbest piyasa tabanlı özel firmalar mevcutken) böylesi bir konuda tartışmak neye yarıyor? Tek çeşit toprakta sayısız çeşit canlının...
...bu denli yakınken, beyaz yalanlardan kurtulabilirdi kolaylıkla. Zaten suratımın orta yerine doğrultulmuş bir tabanca gibiydi gözleri. Tek mesele, tetiği usulca ezip, işaret parmağını serbest bırakabilmekti. Titreyen dudakların...
...nı kapının girişine atarak içeri girdi. Annesi ve kardeşinin bulunduğu odaya geçti. Kardeşinin elinde oyuncak tabanca, annesi de yemeğe hazırlık yapıyordu. - Niye erken geldin oğlum? - Artık okul yok anne. Tatilmiş artık. - Tat...
...abahtan akşama paylaşıyor, gülüşüyor, ideoloji peşinden koşuyor, ne yapsa topluca yapıyor… Biz, bizimkisi tek tabancalıkta diretiyor. Ne bir topluma aidiz, ne de birkaç eş dosta sahibiz. Varsa yoksa neden varız, neden varız? Ben ner...
...il salonlarında orkestradan solo piyanoya kadar müzik filmlere eşlik ediyordu. Gösterimciler, at kişnemeleri, tabanca atışları vb. efektler ekliyor; perde arkasında oyuncular diyalogları seslendiriyordu. Önceki yazıda belirttiğ...
...runda olduğum sabahlara bir küfür savurarak, çıplak ayaklarımı, evimin, gecenin soğuğundan daha da sertleşmiş tabanına değdiriyorum. Uykunun tatlı tatlı ılıklaştırdığı tenim, tam o anda şoka uğruyor. İşte ben buna uyanmak derim....
...yıl önce, iş yerinde o kapıdan ilk içeri girdiğinde, kaymamak için ayaklarını pat pat yere vurup, ayakkabının tabanındaki karları yere düşürürken, yüzünün o çocuksu halini gördüğümden beri seviyorum seni. Hiçbir zaman çok yakın olm...