...ozkırlar gibi sarı Artin koyu bir bordoya dönüştü, hiçbir şey söylemeden baktı. Kemçük Dokuzdolanbaç'ın taşlı tarlaları gibi ekin vermez, sert, gaddar; yeşermem diye tutturmuş topraklar gibi kara, Muhammed aşkına olsun bir nebze...
“tarla” sözcüğü
6 yazıda 11 geçiş bulundu.
tarla, tarlabaşındaki, tarlada, tarladan, tarlalar, tarlalara, tarlalarda, tarlalardan... eşleşmeleri dahil edildi.
...an, sazlardan suyun yüzü gözükmez. Kışınsa çarşaf gibi açılır. Bataklıklar geçildikten sonra, tekrar sürülmüş tarlalara gelinir. Toprak yağlı, ışıl ışıldır. Bire kırk, bire elli vermeye hazırlanmıştır. Sıcacık, yumuşaktır. Üstler...
...ve bu belirsizlik uykularının kaçmasına uyuduğu kuşku dolu zamanlarda ise kabuslar görmesine sebep oluyordu. Tarladan eve dönerken bile takip ediyordu kızı. Artin kızı bir yerde gördüğünde verebilmek için ipek bir mendil taşıyo...
...ildi. Hepsi yerin onlarca metre altındaki sığınaklara inecekler, patlama sonrası nefes alan her canlı ölecek, tarlalarda büyüttükleri saf Cermen ırkını kapsüllerden çıkarıp, yıllar önce Hitler’in hayalini kurduğu kusursuz ırk, sav...
...ağmurlu geçti. Yağışlar kararınca olsa faydalıydı elbet, lakin o yıl kararını aşınca arpayı, buğdayı, çavdarı tarlalara yatırıp telef etti. Kıyıda köşede kendini dik tutabilmiş ekinler ise güneş yüzü görememekten sararmaya, tava...
...zayıf ve bitkin çocukluğuna aldırmadan, umuda çıplak elleriyle dokunurdu. Kör bir Zeynep Ebesi vardı. Anacığı tarladan geldiğinde hem kendi annesine hem de Zeynep ebeye bakardı. Bir hastalık sonrası gözleri görmez olmuştu Zeynep...
...ı sıcak iklimlere, leylekler terk edeli çok olmuştu Dokuzdolanbaç'ı, kargalar; kim benim derse desin bu taşlı tarlalara ekin vermez sert topraklara; "kargalar" buranın asıl sahipleri misafirlerin gidişinden hoşnut, gak'laşıyorlar...
Vitali'nin Hıdır'a Nuri için iş teklif etmesinin üzerinden bir hafta geçmişti, Nuri teklifi duyduğu anda gözleri ışımış ; "Evet, evet" diye bağırıp kollarını gökyüzüne doğru kaldırarak, önce bileklerini kıvırmış ,bilekte
...sarı Artin koyu bir bordo'ya dönüşmüş, hiçbir şey söyleyemeden Kemçük'e bakmış, Kemçük Dokuzdolanbaç’ın taşlı tarlaları gibi ekin vermez, sert, gaddar; yeşermem diye tutturmuş topraklar gibi kara, Muhammed aşkına olsun bir nebze...
Kendimi bildim bileli, bir türlü sevemedim şu mevsimi. Sözüm yok yağmuruna-karına, hatta ekinsiz tarlalar ve yapraksız ağaçlara, karda yem arayan serçe kuşlarına bile sözüm yok ama yuvasız çocuklar yok mu? işte! onlardan yana sö...