...e şarkı ve şiirin kaynağıdır aynı zamanda. Gamlı hazandır onun adı. Acı çekenlerin ve kederlilerin durağıdır. Taze baharlara alternatif olamayacak kadar yalnızlığa mahkumdur. Ömür denen o kısacık pamuk ipliğine bağlı yolda,...
“taze” sözcüğü
46 yazıda 50 geçiş bulundu.
taze, tazecik, tazecikmiş, tazeledikten, tazelemek, tazelememi, tazelendi, tazelendim... eşleşmeleri dahil edildi.
...ileri gidebiliyorlardı ne de geri. Arkadan gelen sesle irkildiler: “Hemen dağılın! Bize zorluk çıkartmayın!” Taze sevgililer sanki uyarı kendilerine yapılıyormuş gibi telaşla yolun karşısına geçtiler. Yağmur hızlanmıştı. Üz...
...ığımız için fark edememişim bunu. Ama resmen ıskalamışım seni, yeni fark ettim.” demişti kadın elinde tuttuğu taze sıkılmış portakal suyunu masaya bıraktıktan sonra. Bense, arkama aldığım rüzgârın söylemekte olduğu şarkıya k...
Bakışların değil midir Yüreğimin taze toprağına Izdırap cemresi düşüren. Söylesene bana ey dilber! Hangi kırkikindi yağmurları Aşk nadasındaki toprağımı Durulayabilir ki? Söylesene bana ey dilber! Kocakarı soğukları mı Üfley...
...rtıp çıplak bir şekilde yatağına girdi. Her şeye rağmen hayallerini tekrar düşünmeye başladı. İlk önce aldığı taze ekmeği buzdolabındaki bala bandı. Yazan: Melih Usta
...rine… Derin derin iç çekerek kapattı telefonun galerisini. Yeniden cama yürüdü. Gecenin karanlığı cılızlaştı. Taze bir temmuz güneşi İstanbul’u kucaklamaya hazır. İçeri dönüp aynayı seyretti. Terk edilmiş, ıssız, sessiz, tep...
...beni öldürecek!” dedim. Meraklı bakışlarıyla: “Neden, niye öldürsün seni?” Dudaklarımın kuruluğunu dilim ile tazeledikten sonra: “Sabah okula gelirken onların evinin perdesi açıktı, ben de kafamı uzattım, o sırada da Ali beni fark...
...esela. Yer misin, yemez misin? Ay! Ya şu Fatma’ya ne demeli. Kız kurusu. Ahı gitmiş vahı kalmış. Hâlâ kendini taze bahar zannediyor. Şubenin koridorlarında kuru kalçasını sallayarak yürümesi yok mu, beni deli ediyor… “Böğğ…”...
...unlaşmış siyah zeytin; isten, topraktan ve pislikten kararmış yüzüne iki parlak göz misali yerleşmiş; dudağın tazeyken dalından koparılmış bir kiraz, burnun ise deniz kıyılarına vurmuş çakıl taşları kadar minik, ne tatlı bir çoc...
...anahtar odaları dolaşıyordum. Mutfağa gittim. Yere döktüğüm mercimek çorbasına ağlamamı, soğanları diri kalan taze fasulye yemeğini, fırında unutup yaktığım keki, arkadaşlarım geldiğinde gülmekten ağladığımız kahve sohbetler...