...r yapılmıştı. İstanbul'da sinema, 1914'e dek Beyoğlu'nda (Pera) yoğunlaşmıştı. Dağıtım, gösterim yabancıların tekelindeydi. O dönemler Weinberg, ülkedeki tek sinemacıydı. Lumière'lerin adamı Promio, Fransız elçiliğine rüşvet yedirer...
“teke” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
teke, tekedereli, tekel, tekeldi, tekeli, tekelin, tekelinde, tekelindeydi... eşleşmeleri dahil edildi.
...ğını görmek için yıldızların. Aslında hep bir zıtlıklar imparatorluğunda hüküm süren bir atlı arabanın sadece tekerlekleri gibiydi ruhumuz. Sürte sürte çakıllı, tozlu topraklara, katıyorduk yolların tıkırtısını içlerimize ve daha ne...
...dermek saçlarında. Ve o sıcacık nefesin... Başlı başına bir hayal. O sensiz geçirdiğim günler, Gri gökyüzünde tekerrür ediyor. İki gözüm kör sana, Kulaklarım sağır hale geliyor. Ve şimdi kırık kiremitlerde, Aklıma geliyorsun. Ya...
...yi öğrendiğinde de liseye gidiyordu. Hem de her gün köpüklü suyla yıkıyor olduğu mor bisikletiyle. Bisikletin tekeri hızla dönüyor freni sıkınca da birden duruyordu. Karşıdaki dik yokuşta parlayan tek şey bu sefer zemindeki ta...
...koca şirketlerin pay edebilme için yarışa girmediği, babamın biraz para bulunca şöyle güzelce çardak yaptırıp Tekel rakısı içmeyi düşündüğü bahçeye yaklaştıkça kokunun bıçak gibi kesildiğini gördüm. Sen miydin hemen mutlu ola...
Tarihin tekerrür ettiği bir vakit Issız ve yeminli serpilmiş kelimeler, cümlelere. Mistik düşünceler kurulu beyin, Karmaşalar ve vicdan. İçinin sesini açtı insan. Dokundu küçüklükten izi kalan yaralarına, Anladı var olanı ve olm...
Bir yol Çıkışları inişlerinden çetrefilli Bir yolculuk... sarsıntılı Tekerleğe dolanan taşlar Bana ait bir cam... ve izlerim Yeşiller, griler, kahve ve maviler Biraz ileride bir durak... bir adam Çok tanıdık Zamanla anımsarım Tüm...
...a hiç itaat etmiyor ayaklarım. Bu sebepten, yanımdaki odada yatan hastayı, ara sıra ziyeret eden genç kızdan, tekerlekli sandalyeyle beni gezdirmesini rica ettim. Uzun zamandır kahveye hasrettim. İçinde şık giyimli ve yüzlerinden...
...hazineye kavuşma ümitleri yeşerir, aletlerini aldığı gibi oraya koşar, hatta uçarcasına gider ve bilindik son tekerrür ederdi: hüsran... Hep mi böyle oldu, istisnalar yok muydu? Vardı elbet, altın işlemeli bir hançeri hatırı say...
...nını çok yakıyordu. Bir müddet sonra sessizliğindeki çıkmaz, cevaba olan açlığını, yokuş aşağı yuvarlanan bir tekerlek misali kendinden uzaklaştırdı. Silkelenip kendine gelmek için, bir çıkış yolu ararken midesi en ön sıraya atı...