...andı. Kanaldan kanala geçip durduğu sırada çalan zille irkildi. Cemal bir elinde ekmek, diğer elinde bir kutu tulumba tatlısıyla gülümsüyordu annesine. Ana oğul kucaklaştılar. Gizli bir anlaşma yapmışlar gibi sessizce yediler y...
“tül” sözcüğü
5 yazıda 5 geçiş bulundu.
tulada, tulaya, tullius, tuluat, tuluatçısı, tulum, tulumba, tulumbacı... eşleşmeleri dahil edildi.
...or. Şubenin koridorlarında kuru kalçasını sallayarak yürümesi yok mu, beni deli ediyor… “Böğğ…” Kadın dediğin Tülay gibi olacak. Ne eksik ne fazla. Yürümeyecek, sekecek keklik misali… Ne parfüm kokacak, ne de ter… Buram buram...
...en çıktı ve açılmış son istasyondaki radyo frekansı devreye girdi. Cem Karaca "ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları" diye yakarıyordu çalan şarkıda, tamirci çırağının ağzından. Nevin belki yıllar var, duymamıştı bu şarkıyı. D...
...olanlar, yani görünende değildir, arkada, en arkada, her şeyin altında gizli ince bir tüldür belki de. Ayrıca tülün “gerçekliğini” sorgulamak da yine yazara göre manasız bir durum. Çünkü diyor ki: “Bir şeyin ‘gerçek’ olup olm...
...ardında, buz cam kapı hızla sola kaydığında ellerinde ütülenmiş giyimlerle yirmilik bir kız girdi. Dar, beyaz tulum içinde açık teni misali sükûneti, topuz saçları gibi sarı bir yalandı sanki. Benice soğukkanlılıkla kızın yan...
19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren yalnızca kendi ülkesinde tanınmakla kalmayıp ününü kısa sürede Avrupa'ya taşımış, yazdığı romanlarla önce Avrupa ve ardından dünya edebiyatını derinden etkilemiş, güçlü kalemi ile
...Dışarıdaki manzara sahiden dehşet vericiydi. Mösyö Lampard'ın gösterişli kiralık konağı alev alev yanıyordu. Tulumbacılar hadise mahaline ulaştıklarında alevler tüm konağı sarmış, iş işten geçmişti. Bu saatten sonra onların yapabil...
...dedi. “Çürütmeyin beni!”. Evde herkes sağırdı. Gözleri kör, yürekleri kezzaplı. Gelinlik bile giyemedi Semra. Tülü, hüzün denizi mavi gözlerine düşen siyah bir şapka ve gri bir döpiyesle apar topar nikâh kıyıldı. Elindeki be...
...k. Köyümüzün şanı yürüdü gitti. E bu kadar yeter gayrı. Tanındığı kadar tanındı köyümüz. Neymiş efendim, hâlâ tülbent oyalıyormuşuz, bırakmalıymışız artık, kitap okumalıymışız, onun deyişiyle kitap okumaya adamalıymışız kendimi...
...lâ cama vuruyor. Karşı apartmandaki seksenlik teyze seni öyle görünce başını sokağa çevirdi. Beni hatırladın. Tülü kapat. Bu sefer inatlaşmadan kapattın. Klimayı karşına alıp masanın başına geçtin. Mektupla bakıştınız. Renk...