...afamı dinledim diye intikam alıyor, başka sebebi yok. Kardeşime de böyle yapardı. Ne zaman kendi kanatlarıyla uçmak istese, babam fenalaşır, hasta olurdu. Yanında tuttu rahmetliyi, kendi iş yerinde, kendi yörüngesinde. 18:31...
“uç” sözcüğü
18 yazıda 24 geçiş bulundu.
uç, uçabileceğini, uçabilen, uçabilir, uçabilme, uçacak, uçacaksın, uçacaktı... eşleşmeleri dahil edildi.
Arama sonuçları
...udum görmüştü kendisine hayran olduğum yazarı. “Gürdal abi!” diye koşarak gitmişti yanına. İkisinin de havada uçuşan gülücüklerine bakılırsa araları iyiydi belli ki. İşte geliyordu satırları konuşan adam. Her yazdığı öyküyü ok...
...ların. Kuşlar da durdu. Son durağı olmayan bir durmak, ne kadar durmaksa, işte o kadar durdular. Gecikmiş bir uçmak, tüm ezgiyi kaydırdı Üç yanlış bir doğrunun aklını çeldi Dokunmak tenimizden teğet geçti. Bir vakitti. 'An'dı...
...gibi oldu bir hece çıktı sanki sesinden tek bir ses başını çevirip dağlara yol aldı ovalar geçti gözlerinden, uçsuz bucaksız göçmen kuşlara tutunmak ister gibi bir hâli vardı lütfen, dedim terk etme beni bir daha kırmayacağım...
...a ne gelme! Gözlerinin rengini iyice ortaya çıkaran o ceketiyle yokuştan aşağı kucağına sığmayan papatyalarla uçarcasına. Annen bula bula kereviz yemeği pişirmişti. Kim sever ki? O da sevmezmiş ama bir yiyişi vardı, gülmemek için...
...eyecanının böylesine yükseldiğini fark etmeyecekti. Her şeyden, herkesten kaçmak için kilometrelerce uzaklara uçmuştu ama kafasının içindeki seslerden, onu alıp götürdüğü anılardan kurtulamıyordu. 'Kaçmıyorum' dedi kendi kendin...
...niye kartal, derseniz, yatağa bağımlılığın verdiği özgür olma bunalımı diyebilirim. Hani o “Kartallar yüksek uçar.” söylemiyle karışık bir bunalım olabilir. Çünkü iki günde bir, hareket edemeyen bacaklarına inat, dirsekleri...
...e kucaklaşırız. İnsanlık aşar sınırları, engelleri, Düşüncelerle aydınlanır daima. Bırakalım fikirler özgürce uçsun, Gökyüzünde izlerini bıraksın. Düşünce özgürlüğüyle aydınlığa kavuşan, İnsanların yüreklerinde sonsuz bir ışı...
...iyle göremediği dereyi kalbiyle görmüştü, köprüden eğildiğinde içindeki minik balıkları da. Sağ elinin parmak uçlarını dere gibi kuruyan dudaklarına götürdü. Suyunu yanına almadığına üzüldü. Yavaş yavaş dönmeye başladı. O döndük...
Bir çocukluk hatırası, Sakızlarım, oyunlarım, çıkartmalarım Uçan ejderhalarım, sırma yeleli yıldırım atlarım Dede korkut masallarım Gözlerimi kapatınca beyaz pamuk bir bulut Tüm sevdiklerimi üzerine alsa Uykuya dalmadan gezd...