...anışı orta yaşını bulmuştu. Ezgi, artık onu ürpertmeyen kâbusundan bir hafta sonrasında, dört buçukta ayıktı. Ufku; günüyle beraber genişlemiş, haftanın tek bir saniyesini bile ziyan etmemişti. Yüzüne çarptığı su insafsızca...
“uf” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
uf, ufacık, ufak, ufakken, ufaklı, ufaklık, ufaklıklar, ufaklığa... eşleşmeleri dahil edildi.
...emeğinin, şefkatinin izini taşıyordu. Sevilmekten yorulmuş bakışları mı söylemişti bana bunu bilmiyorum. Öyle ufak tefek bir oğlandı ki her bir adımında kalabalıklar yutuyordu onu. Kalabalıklar arasında itiliyor, cılız sesi...
...madan masanın karşı tarafına geçti. Heyecandan titreyen elleri ters duran karta uzandı, aldı. Biriken tozları üfledi. Kartı çevirdi, uzun uzun baktı. Gözleri nemlendi. Gözpınarlarının kapakları açıldı açılacaktı. Gülsüm nedeni...
...en küçük kızın ne sorduğunu kaçırmıştım. Neyse ki daha bunun için üzülmeme vakit kalmadan annesinin cevabıyla ufaklığın da ne sorduğunu tahmin etmiş oldum. -Çünkü o kör! Kadının cevabıyla bütün şamata kesilmiş, sanki herkes diken...
...ın yalnızca otuz beş kâğıt olduğunu çekinerek söyleyebilmiştim. Bu zamanlarda aylık otuz beş kâğıda değil ev, ufak bir kulübe bile bulmak zordu. Neyse ki rahmetli dostum Orhan’ın selamıyla gittiğimden, tebessümlü yüzünü bozm...
...biraz?’’ dedim. ‘’Hem, oturmaktan sıkılmışsındır.’’ Kafanı aşağı yukarı sallamakla yetindin. Ağzından çıkacak ufacık bir kelimeyi dahi benden sakınıyordun sanki. Ben yine de bu durumu senin genel sessizliğine verdim. Zaten anl...
...erdi. Bana annemden önce bir evlilik daha yaptığını, bu evlilikten iki çocuğu olduğunu ve çocukları henüz çok ufakken onlardan ayrılmak zorunda kaldığını söyledi. Kendi deyimiyle ‘yanlış bir evlilik’ yapmıştı. Çocuklarına ve eş...
...den megapolün ışıklarıyla loşlaşmıştı. Ayaklandı, gardırop odası yanında banyoya vardı… Kesif tün, ince kızıl ufukta güne devrolurken, boy camda anamorfik kozmopolite aygın çehresi üşmüş, kestane kumralı saçlarına ırakta belir...
...u gözleri dolunca, öleyazıyordu Kadir; onu böyle görünce. Vasfiyeyi bekleyip kollamak için adımlarını bilerek ufaltıyordu. Kadir, bataklıkta yetişen kargı gibi upuzun, kara, kuru, zayıf. Bilerek geride kalıp kendini bekleyişiyle ür...
...nde kapımı çalan kızlara ne yaptığımı biliyor musun?" Sırıttım. "Kibrit çaksam tutuşacaksın tatlım ! " Yüzüme üfledi nefesini "hoh" diyerek, "Ateş geldin Esme! kibrite ne hacet?" B Yine bir oteldeyiz. Hep oteldeyiz zaten, yers...