...böyle bir şey olamayacağı söyledi. Pamir arkadaşlarından bir balta bulmalarını istedi ve parkeleri kırdı. Ilk vurduğunda taşa çarptı fakat ikinci vuruşunda durum farklıydı. Vurduğu yer delinmiş ve bir boşluk gözüküyordu. Boşluk...
“vurduğu” sözcüğü
9 yazıda 9 geçiş bulundu.
vurduğu, vurduğum, vurduğun, vurduğunda, vurduğunuz eşleşmeleri dahil edildi.
...ka yerlere – benliğinden, kendisinden ötelere götürmeye başlar. Başkalarının kusurlarını çekinmeden yüzlerine vurduğu gibi artık yalnız kalmaktan - her türlü insan ve aynadan uzakta, yalnız kalmaktan- başka bir isteği yoktur ad...
...ayrımcılığı karşısında sinirlerim bozuldu. Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın romanında ben de kuyu kazdım ve vurduğum her kazmada topraktan su fışkırsın istedim. Bunlar gibi daha nice kurgu metinlerde öyle veya böyle ben de o h...
Solgun kış güneşi salonun duvarına vurduğunda vakit ikindiydi. Karısının getirdiği kahvenin dibini içerken elindeki gazeteyi sehpanın üzerine bıraktı. Kalkıp pencereden baktı. Kar erimemişti kaç gündür. Güneşin kendine faydası yok...
...rlığını belli etmek için ağzında sigarası, tek eliyle masaya sertçe vurmuştu. “Peki ya yaşamak?” Elini masaya vurduğu için gemi maketi yana doğru devrilmişti. Genç, işçinin sorusuna kendince bir cevap verdi. “Keşke hiç Nuh’un g...
...e gülücük hazırlıyor. Açılan kapıdan iki kocaman göz bakıyor genç adama. Köyünün sulak yerindeki ağaçlara gün vurduğunda can eriklerinin parladığı gibi parlayan gözler. Kadının kulağında telefon; içeri girmesini işaret ediyor. Ağz...
Kızıla boyanmış bir akşam loşluğu Ve parıltısız ışıkların vurduğu Yeryüzünün ıssız karanlığı Korku keder ve sonra ürperti Umutlar ölüme gark eder Çürümüş bedende sonlanır kader Ve gözlerde bütün bir hayat ıslak… akar Karanlık,...
...ni bir şey gördüğünde yoktan var etmişçesine seviniyordu. Hatta işi o raddeye getirmişti ki, toprağı kazarken vurduğu kazmanın sesini dinlemeyi dahi ihmal etmiyordu. Hakk’ın en büyük tecellisine, bir ismi de Hak olana mı anlata...
...i anlasın diye söyledi, -Ah! Çıktı Kadirin ağzından, ah ! Ah! Başka sözcük yoktu ki sadece ‘ah’ vardı. Başını vurduğu duvara sırtını verip çömeldi, gözünden süzülerek akan yaşın alnından sızan kana karışmasına aldırmadan, “Kurt...
...merleşerek sokulurdu yanına. Başı biraz sıkışıktı, borçları ise omuzundaki yükü ve kafasındaki kiri unutturup vurduğu kamçılarla sahip olduğu endişeleri çarpıyordu yüzüne. Ne yöne baksa dağ gören bir eşkiya menzilindeydi, namlu...