...elik kızla seviştim, "ben yine gelcem" deyip kızı yatakta bırakıp kaçtım. Muhasebeden parayı alıp malzemeleri yüklettim “buralar eskiden dutluktu lan” deyip son esprimi patlattım ve koşa koşa gelen hatunu gördüm "yine gelicem bek...
“yükle” sözcüğü
1 yazıda 1 geçiş bulundu.
yükle, yükledi, yükledikleri, yüklediler, yükledin, yüklediği, yüklediğim, yüklediğimiz... eşleşmeleri dahil edildi.
...eyen bir insan yaratmıştır. Film boyunca sahnelerin her birini incelediğimizde Frank Capra’nın karakterlerine yüklediği klasik Capra özelliklerini görmemiz çok mümkün. Çünkü Capra filmlerini belli temeller üzerine inşa eden bir y...
...büyüsü doğanın bize bedelsiz satıp dayattığı üç-beş kalem hüzünde. Ya ağaçlar seviniyorsa yapraklarını döküp yüklerinden kurtuldukları için, yaprağa can verip canlı tutarken iflahı kesiliyorsa yaz boyunca ağaçların, gövdeyi kökü i...
...ında dönerek onun ardına dolandı, sıkıca kavradığı bileğini hasmının beline bastırıp bütün gücüyle omuzlarına yüklendi ve kasaturasını Mekri'nin boynuna dayadı. Takati tükenen Mekri dizlerinin üzerine çöktü. Boştaki sol eliyle H...
.... Hayatın getirdiği yükü hak etmediklerini söylemişti basbayağı. Zincirleri gittikçe uzatan da onlardı, kendi yüklerini gittikçe ağırlaştıran da. Kızın zincirini koparan da... Hayatlarını ve kendilerini çok adaletlilermiş gibi so...
...n yolculuğumuzda bizimle olmayıp bizi bırakmaları olağandır fazlaca yaşanır. Anlık ruh halimize göre anlamlar yükler gireceğimiz ortam hallerine göre şekiller veririz. Ne yaparsak ses çıkarmazlar, boyunlarını büker kabullenirl...
...üzerine de 2 yumurta kırıp halka sattılar. Eşekler tükenmeye başlayınca yeni eşek bulundu: "İnsanoğlu" Artık yükler onunla taşındı, kirli işler onunla yapıldı; fakat tek bir problem vardı bu eşek konuşuyordu. Sucuk yapamadıla...
...ve Leviya da tam da bunun sancılarını yaşıyor. Toplumun ve yıllardır süre gelen geleneklerin kadına ve erkeğe yüklediği zorunlulukları ve herkesin yaşantısına işliyor. Kadın ne kadar farklı olursa olsun evliliğin anne, eş, evden...
...şeyle uyanmıştı o gün. Dudağında bir şarkıyla hazırlıklara başlarken, ben ise kamyonumla oynuyordum. Görünmez yükler boşaltıyor, yenilerini yüklüyordum. Annem seslendi bana. “Hadi kalk elini yüzünü yıka. Bırak şu oyunu.” “Yıka...
...iyor. Neden hastanede hiç kimse iyi haber alamıyor? Neden her seferinde dünyadaki tüm hüzünler tek bir bedene yüklenmiş gibi gözyaşları akıyor? 24 yıl sonra bile. Hiç değişmiyor.