...için sözlüğüme girmiş mutluluk kelimesi bile bambaşka insanların hayalleriyle besleniyor. Onların diledikleri zamanda da belki son bulacak. Bilemiyorum. Funda, bir de şu konu var ki muhakkak anlaman gerek: Ben babamı sevmiyor...
“zam” sözcüğü
5 yazıda 6 geçiş bulundu.
zam, zama, zaman, zamana, zamanda, zamandan, zamandaydım, zamandayım... eşleşmeleri dahil edildi.
Birinin, bir diğerini anlamadığı zamanlar vardır. O kendini ifade edemeyen kişinin susturulması, diğer seçeneklerden daha cazip görüldüğü dönemler de vardır. Anlatılmak istenenler bir yerde birikirken, o ilk kişinin karın ağr...
...sertleşmiş parmaklarım, küt, biçimsiz, soğuk; hissetmeye elverişli değiller artık. Duyargalarımı yitiriyorum; zamanın katranlı gözlerinin önünde. Akış, duyumsayışlarımın önündeki en yüksek duvar; belki de parçalar hâlinde sür...
...-kötü zıtlığında ise daha çok duygusal sonuçlara giden eylemlerden bahsedebiliriz. İyi hissettiren şeyler her zaman "DOĞRU" değildir; tıpkı kötü hissettiren şeylerin her zaman "YANLIŞ" olmaması gibi. Yani, hayatımızda deneyim...
...ibi yerlere gidiyor. ‘Black Mirror’ pek çok bölümünde distopyaların karşısında direkt olarak yer alırken aynı zamanda ortaya çıkacak sorunları da göz önüne seriyordu. Dizinin bölümlerindeki yapılar iyi başlayan distopik bir f...
...akyajı yapılan Serkan, yanından ayırmadığı kalem ve kâğıdını ceketinin cebinden çıkarıp beklemeye başladı. Ne zaman boş kalsa hep aynı şeyi yapar; çizer, çizerdi… Öğle tatilinde herkes sohbet ederken, o bir köşede… Eli kalemi...
...aları takmak, ayağına büyük gelse de o kalın topuklu ayakkabıları giyip dans etmek… Büyüleyici gelirdi. Sanki zaman bu odada hiç ilerlemez, hep o eski zamanla da kalırdı. Kapının önüne geldiğinde durakladı, sanki birazdan ark...
...hissi ‘senlerin’, Senin bağımlılığının, senden bağımsızlığından ötürü Mutluluğun, öfken, sevincin ve sitemin! Zamanın eskittiği, geçersiz kıldığı, anlamsızlaştırdığı düşüncelerin Dokunup silemediğin gözyaşların, anıların ve düş...
...bir vatandaşı sorgulamasıyla başlıyor. Ardından Wiesler’in derste bu sorgulamayı anlattığını görüyoruz. Aynı zamanda bu kısacık iki sahneden, Wiesler’in ne derece rejime bağlı ve taviz vermez biri olduğunu hemen anlayabiliyoru...
...aları aniden kesildi. Çay kaşıklarının şıngırtısı dışında çatal, bıçak hatta peçete sesleri bile duyuldu uzun zaman. Tutamadım kendimi artık. "Geldiğinizde bıcır bıcırdınız; ne oldu kızlar, ne bu hâliniz?" sorumu "Eline sağlı...