...ğmur herkesin alnına aynı günahı yazarken, Bir çift eski ayakkabının gölgesinde dururum. Kapının yanında, her zamanki yerinde. Sanki biri "buradaydım" demek için çıkarmış gibi. Sanki birisi telaşı tabanında unutmuş gibi. Onca k...
“zamanki” sözcüğü
63 yazıda 84 geçiş bulundu.
zamanki, zamankinden eşleşmeleri dahil edildi.
..., ben de henüz ölmedim. Sanırım bu akşam evime gidebileceğim. 16:20 Babam koltuğunda horluyor. Televizyon her zamanki gibi açık. Uyandırıyorum. Kahve içelim mi? Hadi yap da içelim, diyor, sesinde bir coşku. Tamam, bu gece evimd...
...iyorum adını.” dedi. “Yudum bahsetti senden. Meğer çok istiyormuşsun benimle tanışmayı. Teşekkür ederim.” Her zamanki fularlarından takmamıştı bu kez. Bej rengi keten pantolon üzerine yeşil bir gömlek giymişti. Çok tatlı bir to...
Önce ışığı gördü, bu sefer her zamankinden farklı. Sonra o ışık, karanlığın içinde iki ışığa bölündü. Koku tanıdıktı, hisler tanıdık, sesler tanıdık… Parlak ışık, eğilmiş mavi mavi bakıyordu ona. O kadar güzeldi ki o ışık olmak ist...
...afirlere ikram ediyordu bu simitleri. Mis gibi kokuyordu etraf. Sonra sol köşeden Naci amca ortalığa attı her zamanki gibi bir sorusunu: “Eski dilde bulunmama durumu, yokluk. Altı harfli.” Çaycı Battal bardak yıkarken, “Ah be N...
...laşamamış, sesimi duyamamış, en ufak bir mesajımı bile görememişken… Asansörde bile kalbin durdu duracak. Her zamanki taşikardi meselen. Küskünlük, öfke, merak birbirine karıştı. Yüzünde kan yok. Eve kendini atar atmaz salonun...
...kat ertesi gün yine koştururlardı patlak toplarının peşinde. Bahri o gün de erkenden uyanmıştı. Ama o gün her zamankinden farklıydı. Bayram günü kuşların bile mutlulukla öttüğünü düşünürdü Bahri. Küçük avlularının duvarına tırmanmı...
...ir yudum içer. Ha bire ağlar, mıy mıy şey. Ben, en çok ağlarken iştahlı olurum oysa… Tatlı içimi kıymıştı her zamanki gibi, tuzlu bir şeyler iyi gelirdi. Dolaptaki yaprak sarması ne güne duruyordu. Oh mis! Annem tencerenin dibi...
...asır tabureye oturdu. Lağımcı Hasan’ın gür sesi tüm sesleri bastırdı: “Hakkı Usta! Hoca efendiye bir çay. Her zamanki gibi.” Yusuf daha fazla sınırda kalamayacaktı. İki taraftan birine düşecekti; ya içeri ya dışarı. Görünmeyen...
...tanımlayamadığım bir tavır takınmıştı. Dalgalarının kıyıya dokunuşu, kokusunun yoğunluğu, renginin duruşu her zamankinden farklıydı. Bunu fark ettikçe tenimden ruhuma ateş fışkırıyor, istemsizce bu ateşi körüklemeye devam ediyordum...