Kızıla boyanmış bir akşam loşluğu Ve parıltısız ışıkların vurduğu Yeryüzünün ıssız karanlığı Korku keder ve sonra ürperti Umutlar ölüme gark eder Çürümüş bedende sonlanır kader Ve gözlerde bütün bir hayat ıslak… akar Karanlık...
“aksa” sözcüğü
2 yazıda 2 geçiş bulundu.
aksa, aksadı, aksak, aksakallı, aksaklıkları, aksama, aksamasın, aksamazdı... eşleşmeleri dahil edildi.
...rı saçlı bir çocuğun başını okşar gibi ısınsın parmak uçlarım. Biraz umut olsun, biraz aşk… Şarkı olsun biraz akşamların, içimde yazgılanmış suretinde. Köpek balıkları doymuştur kumdan kalelere. Sahiller boyu sevgililerin ayak izl...
...iye bağırarak. Durun, içeri girsin babanız önce, diyor Gülseren. Elimdeki poşetleri alıyor. Bir saate hepimiz akşam yemeğine oturuyoruz. Babamın üçüncü ölüm yıldönümü olduğunu hatırlamıyor Gülseren. Hatırlatmıyorum. Tıpkı en...
...ada yetişmiş teyzelerinden, büyüklerinden esinlenmemiş, çılgın bir kız olmuştur. Eğer küçük odasında sabahtan akşama kadar büyük siyah kulaklıklarıyla aptal müzikler dinlememiş olsaydı, muhtemelen evliliği çok daha uzun sürerd...
...ı: - Öyle söyleme kardeş; Allah kimsenin başına vermesin. Yazdan çaldığı bir günü tepe tepe kullanan sonbahar akşamına kavuşurken yaşlı kadın, ahşap binanın alt katına girdi. Evin iki odasından birinin kilitli kapısını açtı. Paz...
...ana bu yolculukta eşlik edin. Aradaki boşluklara hafif dokunuşlar yapmaktan sakın korkmayın. Baharı bekleyene akşamüstü rüyası gözlerin, Göğe bakma durağında çılgın hüzünlü senfoni sesin. Sokaktan geçen kadın, tut ki ben kimsede...
...Seçimlere geçilse de bir an önce işimizi bitirip gitsek havasındaki katılımcıların çoğu susmayı tercih etti. Aksatmadan hemen her toplantıda söz alan birkaç kişi de bildik konuşmalarını yapıp rahatlamanın verdiği huzurla yerlerin...
...eçen bahardan yadigâr Küçük elleriyle saadet Bir minik yetim kadar Bu sonbahar Şiirler de pek yersiz Sanırsın aksak bir ceylan Yahut bir körpe filiz Ağaçlara can uzatan Mısralar değil Biziz, biz Yazan: Fatih Mehmet Araz
...da 1905'e gelindiğinde ise henüz bir gösterim mekanı dahi kurulmamıştı. O dönemde filmler öğleden sonra yahut akşamleyin 25 Sent karşılığında Vodvil salonlarında gösteriliyordu. Gezgin şovmenler projektörleriyle dolaşarak metropol...
...ımda gittikçe derinleşen bir çınlama. Nefesim kesiliyor. Önümdeki toprak yol kararıyor, kararıyor, kararıyor… Akşama doğru bir esinti aldı ortalığı. Ağızlara burunlara kum tanecikleri kaçtı, öksürüldü. Yaşlı bir kadın oturduğu...